Yazılar

,

Erwin Schrödinger Kimdir?

Merhaba FST okurları, ben İlayda. Bugün size maddenin dalga teorisine ve kuantum mekaniğe katkı sağlamış Avusturyalı teorik fizikçi Erwin Schrödinger’i anlatmak istiyorum. İngiliz Fizikçi P.A.M Dirac ile birlikte 1933 yılında Schrödinger Denklemi ile Nobel Fizik Ödülü’nü almış Scrödinger’i gelin biraz daha yakından tanıyalım.

12 Ağustos 1887’de Avusturya’nın Viyana kentinde dünyaya gelen Schrödinger, 1906’da Viyana Üniversitesi’nin fizik bölümüne girdi ve doktora derecesini 1910’da aldı. Birinci Dünya Savaşı’nda askerlik yaptıktan sonra Zürih Üniversitesi’ne gitti. Orada, 1926’da, teorik fizikçiler tarafından özgün çalışma için oldukça yaşlı görülen bir yaşta kuantum dalga mekaniğinin temellerini oluşturmaya başladı. Makalelerinde, kuantum mekaniğinin temeli olan ve Newton’un denklemleriyle de aynı ilişkiye dayanan kendi kısmi diferansiyel denklemlerini tanımladı. Louis de Broglie’nin, parçacıkların ikili yapısının olduğu ve bazı durumlarda dalga gibi davrandıkları önergesini kabul ederek sistemin davranışlarını tanımlayan dalga denklemini ortaya koydu.

Schrödinger Denklemi, Newton denkleminden farklı olarak sadece fiziksel olayların ortaya çıkması ile ilgili olan dalga fonksiyonlarıdır. Newton’un gezegen yörüngelerindeki olayların kesin ve kolayca görselleştirilmiş dizisi; kuantum mekaniğinde, daha soyut olasılık kavramıyla değiştirilmiştir.

Schrödinger hayatının geri kalanını teorisinin felsefi yönden açıklarını bulmaya adayarak geçirmiştir. Düşüncesinde bulduğu en önemli açık, 1935’te Schrödinger’in Kedisi olarak bilinen düşünce deneyi olmuştur. Schrödinger, kilitli demir bir kutunun içinde bir miktar radyoaktif madde, bir kedi, bir şişe zehir, bir sayaç ve bir çekiç hayal etmiştir. Geçen bir miktar sürenin sonunda radyoaktif madde bozunmuş da olabilir bozunmamış da. Her iki olasılık da eşittir. Sayaç eğer bozunmayı algılarsa çekiç zehir dolu şişeyi kıracak ve kedi ölecektir. Bozunma yoksa kedi yaşayacaktır. Yani birisi kabı açana dek kediye ne olduğunu bilmek imkansızdır. Böylece sistem tek bir yapılandırmaya ulaşana kadar kedi hem canlı hem de ölü olarak süperpozisyon denen iki ayrı durumun bir parçacık için aynı anda geçerli olması durumundadır. Schrödinger bu sonucu oldukça gülünç bulmuş ve bu düşünce deneyinin fizikçiler arasında uzunca bir süre tartışılacağını bilmiştir.

Schrödinger'in kedisi, düşünce deneyinin tasviri. Kutunun içinde ölü ve diri iki kedi çizimi var.

Schrödinger’in kedisi, düşünce deneyi.

1927’de Schrödinger, kuantum hipotezinin mucidi Max Planck’ın daveti üzerine Einstein’ın da içinde bulunduğu seçkin bir üniversite olan Berlin Üniversitesi’ne geldi. 1933 yılına kadar üniversitede kaldıktan sonra Yahudi zulmünün ulusal bir politika haline geldiği bir ülkede yaşamaya dayanamayarak ülkeden ayrılmaya karar verdi. Daha sonra onu Avusturya’ya, Büyük Britanya’ya, Belçika’ya, Roma’ya ve son olarak 1940’da, siyaset yapmadan önce matematikçi olan Premier Eamon de Valera etkisi altında kurulan Dublin İleri Araştırmalar Enstitüsü’ne götüren yedi yıllık bir maceraya atıldı.

Schrödinger, sonraki 15 yıl boyunca İrlanda’da kalıp fizik, felsefe ve bilim tarihiyle ilgili araştırmalar yaptı ve kuantum fiziğinin, genetik yapının kararlılığını açıklamak için nasıl kullanılabileceğini anlattığı ”Yaşam Nedir?” i yazdı (1944). Kitapta yazılanların günümüzdeki gelişmelerden dolayı doğruluğu olmamasına rağmen Schrödinger’in bu kitabı, konuyla ilgili en yararlı ve derin kaynaklardan biri olmaya devam etmektedir. 1956 yılında emekli olup Viyana’ya geri dönen Schrödinger, 4 Ocak 1961’de vefat etti.

Schrödinger, neslinin fizikçileri arasında entelektüelliği ve çok yönlülüğü sayesinde öne çıkmayı başarmıştır. Felsefe ve edebiyatın kalbinde yaşaması, tüm makalelerini ve kitaplarının çoğunu İngilizce yazması, Antik Yunan felsefesi ve bilimi üzerinde çalışmasının ona kazandırdığı şüpheci bakış açısı gibi pek çok etken sayesinde bilim ve felsefenin neredeyse tüm dallarına katkıda bulunmuştur.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Bilim sizinle olsun :).

Kaynakça:

  1. https://www.britannica.com/biography/Erwin-Schrodinger
  2. https://en.wikipedia.org/wiki/Erwin_Schrödinger

 

 

 

2 Ocak

  1. 1839’da fotoğrafın mucitlerinden biri olan Fransız fotoğrafçı Louis Daguerre, Ay’ın ilk fotoğrafını çekti ve 120 yıl sonra -1959’da-  SSCB tarafından Luna 1 adlı uzay aracı  fırlatıldı. Böylece Luna 1, Ay’ın sınırlarına ulaşarak Güneş’in yörüngesine girecek ilk uzay aracı olmuştur.
  2. 1822 yılında termodinamiğin kurucularından sayılan Alman fizikçi ve matematikçi Rudolf Clausius dünyaya geldi. Bilime katkıları şöyledir:
  • Sadi Carnot’un “Carnot Çevrimi” olarak bilinen ilkesini ısı teorisi olarak yeniden şekillendirmiştir.
  • 1850 yılında yayımlanan en önemli makalesi Mekanik Isı Teorisi Üzerine, termodinamiğin ikinci yasasındaki temel fikirlere açıklamalar getiriyordu.

1865 yılında bilimi entropi kavramıyla tanıştırdı.

4. 1920 yılında bilimkurgu yazarı ve biyokimyager Isaac Asimov dünyaya gelmiştir. Dewey Ondalık Sınıflandırma sistemindeki felsefe hariç tüm ana dallarda eserleri vardır. Birçok kitabı ve öyküsü bulunan Asimov’un birçok da ödülü bulunmaktadır. Robert A. Heinlein ve Arthur C. Clarke ile birlikte yaşadığı dönemde “üç büyük” bilimkurgu yazarından biri olarak kabul edilmiştir.

5. 1943 yılında Türk-Amerikan asıllı gökbilimci Janet Akyüz Mattei dünyaya gelmiştir. AAVSO (American Association of Variable Star Observers – Amerikan Değişken Yıldız Gözlemcileri Birliği)‘ya başkanlık yaptığı 30 yılı aşkın süre boyunca, amatör astronomlarca dünya genelinde yapılan gözlemlerin sonuçlarının toplanmasına, değerlendirilmesine, bilimselleştirilmesine ve tasnifine öncülük etti. AAVSO’yu aynı zamanda astronomi alanında uluslararası düzeyde en önde gelen eğitim kurumlarından biri haline getirdi. Birçok ödüle layık görülmüştür. Asteroid 11695 Mattei Janet Akyüz isimli asteroid, Mattei’nin şerefine isimlendirilmiştir.

6. 2005 yılında Amerikalı genetikçi ve hekim olan Maclyn McCarty hayatını kaybetmiştir. Bilime katkıları şöyledir:

  • Enfeksiyöz hastalık organizmaları üzerine çalışmıştır.
  • Genlerin kimyasal kısmınını protein değil DNA olduğunu gösteren keşfetmiştir.
  • Pnömokok bakterinin polisakkarit kapsülünü belirleyen gen üzerindeki çalışmaları sayesinde genetiğin kimya yoluyla araştırılmasının kapısı açılmıştır.

Kaynak: Vikipedi