Yazılar

7 Ağustos

  • Amerikan Sanatlar ve Bilimler Akademisi’nin kurucusu ve ilk başkanı, fizikçi ve astronom James Bowdoin 1726’da doğdu. Felsefe, din, şiir, matematik ve bilime dair 1200 cilt kitaptan oluşan kütüphanesini ölümünden sonra Akademi’ye bağışlamıştır.
  • 1976’da Viking 2 uzay aracı Mars’ın yörüngesine yerleşti.
  • İlk buharlı yolcu gemisi Clermont, New York – Albany arasında ilk seferini 1807’de gerçekleştirdi.
  • Polimer, izomer, allotrop gibi kavramları bilim dünyasına kazandıran, Silisyum’u keşfeden ve bugünkü modern kimyasal notasyonu keşfeden İsveçli kimyager Jöns Jakob Berzelius 1848’de hayatını kaybetti.
  • Kara Gövde Formunun ve Kozmik Mikrodalga Arka Plan Radyasyonu’nun Eş Yönsüzlüğü hakkındaki buluşundan dolayı George F. Smoot’la birlikte 2006 Nobel Fizik Ödülü’nü alan Amerikalı astronom ve evren bilimci John C. Mather 1946’da doğdu.
  • Geniş moleküler bulutlar içerisinde bulunan yoğun kesecikler olan siyah gaz ve toz noktalarını yani ”Bok Globülleri”ni keşfeden Hollandalı-Amerikalı astronom Bart J. Bok 1983’te hayatını kaybetti.
  • Yeni doğmuş bir bebeğin sağlık durumunu değerlendirmeye yarayan ”Apgar Testi”ni bulan Amerikalı hekim, anestezi uzmanı ve tıp araştırmacısı Virginia Apgar 1974’te hayatını kaybetti.
  • Göl Bilimi’nin yani Limnoloji’nin kurucusu İsviçreli fizikçi François-Alphonse Forel 1912’de hayatını kaybetti.

Kaynak: Todayinsci, Bilimfili, Wikipedia

5 Ağustos

  • 1802 yılında Norveçli matematikçi Niels Henrik Abel dünyaya gelmiştir. Modern matematiğin çeşitli dallarını geliştirmiştir. 1823’te, beşinci derecenin genel bir polinom denkleminin çözümü için cebirsel bir formülün bulunmadığını kanıtlamıştır. Akademik bir pozisyon bulmakta zorlanmış ve yoksulluktan dolayı rahatsızlanıp 26 yaşında hayatını kaybetmiştir.
  • 1904 yılında mikrobiyolog Kenneth Vivian Thimann dünyaya gelmiştir. Bitki fizyolojisi alanında özellikle bitkilerin gelişimini kontrol eden hormonlara öncülük eden İngiliz-Amerikan bitki fizyoloğudur. Bir büyüme hormonu olan oksin’i tanımlamış ve kimyasal yapısını ortaya çıkarmıştır. Ayrıca çiçek ve meyvelerin renklerinden sorumlu pigmentlerin biyosentezini ve ışık spektrumunun çeşitli bölgelerinin fotosentez üzerindeki etkisini araştırmıştır. Daha sonra bitki yaşlanma mekanizmalarını, özellikle yaprakların yaşlanmasını kontrol eden faktörleri incelemiştir.
  • 1906 yılında Rus ekonomist Wassily Leontief dünyaya gelmiştir. 1973 yılında girdi-çıktı analizi ve bunlar hakkındaki teorileri sayesinde Nobel İktisat Ödülü‘nü kazanmıştır.
  • 1930 yılında, Ay’da yürüyen ilk insan olan Amerikalı astronot Neil Armstrong dünyaya gelmiştir. 20 Temmuz 1969’da  Apollo 11 aracıyla Ay’a doğru yola çıkan  Armstrong’a, Michael Collins ve Buzz Aldrin eşlik etmiştir. Kore Savaşı sırasında Deniz Kuvvetleri pilotu olarak görev yapmıştır ve sivil bir test pilotu olarak Havacılık Ulusal Danışma Komitesi’ne (NASA) katılmıştır. 1962’de, astronot eğitim programına giren ilk sivil olmuştur. İki yörüngedeki uzay aracının ilk fiziksel birleşmesini tamamlayan Gemini 8 görevinin komuta pilotu olarak tecrübe kazanmıştır ve sonrasında Apollo 11 Ay görevinin komutanı olmuştur. 1971’den itibaren Cincinnati Üniversitesi’nde havacılık mühendisliği profesörü olarak çalışmıştır. 1986 Challenger uzay mekiği felaketini araştıran komisyon üyelerinden biri olmuştur.
  • 1957 yılında Alman kimyager Heinrich Otto Wieland hayatını kaybetmiştir. Safra asitleri üzerine yaptığı araştırmalarla 1927 yılında Nobel Kimya Ödülünü kazanmıştır. Nürnberg Yasaları sonrası “ırksal yükü” olan insanları, özellikle de Yahudi öğrencilerini, korumak için çalışmıştır.
  • 1967 yılında mühendis ve bilim insanı Mustafa İnan dünyaya gelmiştir. Uygulamalı ve teorik mekanik dalında zamanının önde gelen bilim insanlarındandır. Yaşamını Türkiye’de bilimin gelişmesine adamıştır. 1957-1959 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde rektörlük yapmıştır. TÜBİTAK’ın kurucularından birisidir. Doktorası yurtdışında kabul alan ilk Türk olmuştur. İTÜ’de dekan ve rektör görevlerini yerine getirerek en genç dekan ve rektör unvanını almıştır. Hayat öyküsü Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı” adlı esere konu olmuştur.
  • 1969 yılında Mariner 7 uzay aracı Mars’a doğru yola çıktı. Mars’ın yüzeyinin yaklaşık %20’sinden 22 görüntü almıştır. Mars ve Ay yüzeylerinin çok farklı olduğunu göstermiştir.

Kaynakça: 

todayinsci.com

Vikipedi

, ,

KÜÇÜK YAŞAM, BÜYÜK BULUŞ: JOHANNES KEPLER

FST’nin değerli üyeleri, ben Beyza. Bu yazımı, sizlere Johannes Kepler‘in büyülü yaşamından birkaç kesit verebilmek için hazırladım. Sizlerin de ilgisini çekebileceğini düşünüyorum.

1577 yılı, kayıtlı tarihteki en olağanüstü kuyruklu yıldızlardan biriyle taçlanmıştı. Dolunaydan elli kat geniş kuyruğu ile görkemli bir şekilde gökyüzünden geçip gitmişti. Almanya’nın güneyinde Württemberg dükalığında, Katharina Kepler, beş yaşındaki oğlunu Leonberg köyüne bu eşsiz şöleni izlemeye götürmüştü. Beş yaşındaki Kepler’in zaten zayıf olan görme gücü, saat ilerledikçe daha da azalmış ve bu gösteriden hiç etkilenmemesine sebep olmuştu. İleride Johannes bunu acı ve zor geçen çocukluğundan güzel bir anı olarak hatırlayacaktı.

Johannes Kepler 1571 yılı 27 Aralık gününde Weil der Stadt şehrinde, büyük babasının evinde dünyaya geldi. Ailenin ilk çocuğuydu ve babası hâlâ kendi anne ve babası ile yaşıyordu. Kepler ailesi bir zamanlar seçkin ve soylu bir aileydi fakat o dönemde durumları kötüye gidiyordu. Nesiller önce, Kepler’in beşinci kuşaktan dedesi, askerlik hizmeti sırasında gösterdiği kahramanlıklardan dolayı İmparator Sipismund tarafından şövalyelikle ödüllendirilmişti. Bu ödüllendirmenin ardından, aile zamanla imparatorluk hizmetinden ayrılmış, soylular yerine zanaatçılar sınıfına girmiş ve küçük bir kent olan, Weil der Stadt’a yerleşmişti. Kepler doğduğunda ise diktatör büyük babası Sebald, on yıldır belediye başkanlığı yapmaktaydı. Sebald, Johannes’in model alabileceği tek insandı. Kepler ailesinin kötüye giden durumunda, Johannes’in babasının büyük rolü vardı. Kepler babası için, “Her şeyi mahfederdi. Günahkâr, kaba ve kavgacı bir adamdı.” demiştir. Johannes, şifalı otlarla uğraşan annesi Katharina tarafından büyütülmüştü. J. Kepler annesi için de “sivri dilli ve aksi” kelimelerini kullanmıştır. Sonraki zamanlarda ise annesi büyücülük işleri yaptığı gerekçesiyle suçlanmış, Kepler de işlerini bırakıp annesini savunmaya Almanya’ ya dönmüştü.

Kepler 23 yaşında iken Graz Üniversitesi’nde astronomi profesörü  olmuş ve Galileo ve Tycho Brahe ile tanışmıştı. Yanında yardımcısı olarak çalıştığı Brahe hayata gözlerini yumduğunda, Kepler ona ait bütün kayıtları aldı. Bunlardan ve kendi gözlemlerinden yola çıkarak gezegenlerin güneş çevresinde nasıl döndüklerini tanımlayan matematiksel formüller üretti. Prag Rasathanesi’nin başında bulunan Brahe’nin yerini aldı. Ayrıca Kepler, teleskopların nasıl çalıştığını ve insanların nasıl gördüklerini açıklayan ilk insandır. Keplerin buluşları bunlarla sınırlı değildir. Astronomlar Güneş Sistemi’nin merkezinde Güneş olduğunu ve gezegenlerin hem Güneş’in hem de kendi etrafında döndüğünü biliyorlar fakat Copernicus‘un gözlemlerine dayanarak gezegenlerin yörüngelerinin daire şeklinde olduğunu düşünüyorlardı. Bu meseleyi Kepler farklı bir yönden ele aldı ve gezegenlerin daire olmayan bir şekilde yörüngeye sahip olabileceklerini düşündü. İncelemesine ise Mars’tan başladı. Bu gezegenin yörünge şeklinin en iyi örneği teşkil edebileceğini düşündü. Öyle de oldu! Altı yıllık uzun ve zahmetli bir çalışmanın ardından, Mars’ın yörüngesinin elips şeklinde olduğu sonucuna ulaştı. 1609 yılında da “Yeni Astronomi” adlı bir kitap yayımlayarak buluşlarını bu eserde topladı. Ardından diğer gezegenlerin de elips şeklinde yörüngeye sahip olduklarını buldu.

Güneş çevresinde eliptik yörüngelerinde dolaşan Mars ve Dünya görseli

Mars’ın yörüngesi.

Keplerin ölümünden bahsedecek olursak, bir seyahat sırasında zorlu koşullar ve soğuk sonbahar yüzünden hasta olan Johannes, yüksek ateş ve sayıklamalarla mücadele etmiş, bir kaç gün bilinci kapalı kalmış ve ardından hayata gözlerini yummuştur. Bu noktada benim ilgimi çeken ve etkilendiğim olay ise, cenazesine gelen insanların söyledikleri oldu. Şu sözleri okurken gerçekten etkilendim, “Biz o akşam orada gökten ateş toplarının düştüğünü gördük. Meteorların doğal olaylar olduğunu biliyoruz ama belki de bu olay göklerin kendi yorumcusu için ağlaması olabilir.”

Kepler’in mezarının yeri artık bilinmiyor. Şehri savunanlar ya da şehre saldıranlar tarafından yok edilmiş olabilir. Mezara ait tek kayıt, Kepler’in arkadaşının, Kepler’in kendi sözlerini mezar taşından kopyalayıp bizlere ulaştırmasıdır. Kepler kendi yazıtında şunları söylemiştir:

“Gökleri ölçtüm,

Şimdi Dünya’nın gölgelerini ölçüyorum.

Zihnim zaten göklerdeydi. 

Şimdi bedenimin gölgesi orada yatıyor.”

KAYNAKÇA