10 Ocak

1. 1989 yılında Sovyet roket bilimcisi Valentin Petrovich Glushko hayatını kaybetti. Glushko, roket tasarımcısı Sergey Korolyov ile roket biliminin öncülerinden olmuştur. İlk kıtalar arası balistik füzeleri projesini başarıyla başlatmışlardır. Aynı yılın ekim ayında ilk yapay uydu olan Sputnik I’i yörüngeye göndermişlerdir. 

2. 1977 yılında Büyük Britanyalı Lord Alexander R. Todd hayatını kaybetti. Nükleotidlerin, nükleozidlerin ve nükleotid koenzimlerinin yapısı ve sentezi üzerine araştırma yapmış ve 1957 Nobel Kimya Ödülü‘nü kazanmıştır. Nükleotidlerin 3 farklı temel yapı taşından oluştuğu biliniyordu. Alexander Todd ise yapı taşlarının birbirlerine nasıl bağlı olduklarını araştırmıştır.

3. 1970 yılında Rus kozmonot Pavel Belyayev hayatını kaybetti. Sovyetler Birliği‘nin 18 Mart 1965‘teki sekizinci insanlı uzay uçuşunda Voshod 2 uzay aracını yönetmiş ve bu uçuş sırasında öteki kozmonot Aleksey Leonov, uzayda yürüyen ilk insan olmuştur.

4. 1949 yılında Alman coğrafyacı ve buz bilimci Erich Dagobert von Drygalski hayatını kaybetti. Drygalski, Antartika’daki buzsuz yanardağı keşfetmiştir.

5. 1947 yılında Stanford Üniversitesi, İnfantil Felç Ulusal Vakfı tarafından finanse edilen üç yıllık araştırmanın sonuç verdiğini ve çocuk  felci virüsünün izolasyonunu bildirdi(O sırada mevcut olan diğer aşılar, yüksek orandaki safsızlıkları yüzünden sorunlar yaşıyordu.).

6. 1946 yılında ABD’de Diana Projesi ekibi Ay’ın yüzeyinden yansıyan radar sinyallerini tespit etti.

7. 1937 yılında  Amerikan kimyager Julius Stieglitz hayatını kaybetti. Varyant Teorisi’nin ışığında organik bileşiklerin davranış ve yapısını yorumlayarak organik kimyaya fiziksel kimya yöntemlerini uygulamıştır.

8. 1936 yılında Amerikan astronom ve fizikçi Robert Woodrow Wilson dünyaya geldi. Arno Allan Penzias ile New Jersey’deki Bell Laboratuvarı’nda yeni bir anten tipi çalışırken Kozmik mikrodalga arka plan ışımasını keşfetmişlerdirEvrenin en uzak noktasından geldiği düşünülen bu elektromanyetik ışımanın, Büyük Patlama’nın en büyük kanıtlarından biri olduğu düşünülmektedir. Bu keşif Woodrow ve Arno’ya 1978 yılı Nobel Fizik Ödülü’nü getirmiştir.

Solda Robert Woodrow Wilson ve sağda Arno Allan Penzias, kendi inşa ettikleri antenin önünde duruyor. Anten 7 metre çapa sahip.

Robert Woodrow Wilson ve Arno Allan Penzias.

9. 1922’de Thomas A. Edison’a, “Depolama-Pil Elektrotu ve Üretimi” için patent verildi.

10. 1919 yılında mimari akustik biliminin kurucusu, Amerikan fizikçi Wallace Clement Sabine hayatını kaybetti.

11. 1916 yılında İsveçli biyokimyager Sune K. Bergström dünyaya geldi. Bilime katkıları şöyle özetlenebilir:

  • Prostoglandinler ve ilişkili maddelerin keşfinden ötürü Bengt I. Samuelsson ve Sir John Robert Vane ile paylaştığı Nobel  Tıp Ödülü’ne layık görülmüştür.
  • Prostaglandinlerin birkaçını saflaştırarak kimyasal yapılarını belirlemiştir.
  • Çalışmalarıyla prostaglandinlerin doymamış yağ asitlerinden oluştuğunu göstermiştir.

12. 1911 yılında  İngiliz biyokimyager Norman Heatley dünyaya geldi. Ekibiyle penisilini etkin bir şekilde arıtmak için geri ekstraksiyon tekniğini geliştirmiştir. Heatley bir başka deney yöntemi ile bir penisilin örneğinin aktifliğini ölçülebilir kılmıştır.

13. 1899 yılında Conrad Hubert tarafından Amerikan Elektriksel Yenilik ve İmalat Şirketi’nde ilk Spiral Işık olarak üretilen, daha sonra David Misell tarafından ”Elektrikli Aygıt” olarak adlandırılan el fenerinin icadı için bir ABD patenti yayınlandı.

14. 1878 yılında modern kardiyolojinin kurucularından William Stokes, hayatını kaybetti. Ayrıca 1838’de Batı dünyasında türünün ilk topluluğu olan Dublin Patoloji Topluluğu‘nu kurmuştur.

15. 1877  yılında Amerikan bilim insanı ve eğitimci Frederick Gardner Cottrell dünyaya geldi. Cottrell, endüstriyel elektrostatik çöktürücünün mucididir.

  • Cottrell, helyumun doğal gazdan ayrılması için gerekli sürecin geliştirilmesine katkıda bulunmuştur. Aynı zamanda nitrik oksit oluşumu için yüksek sıcaklıkta gerçekleşen bir işlemi mükemmelleştirme girişimleri sırasında sentetik amonyak endüstrisinin kurulmasında aracı olmuştur.

16. 1866 yılında Alman Patalog Albert Ludwig Aschoff dünyaya geldi. Aschoff fagositik(bakteri ve diğer maddeleri içine çekebilen) dokularda bulunan çeşitli hücreleri içeren retiküloendotel sistemini(1924) adlandırmıştır. Aynı zamanda apandisit, safra taşı, sarılık, iskorbüt ve tromboz üzerine  önemli çalışmalar yapmıştır.

17. 1864 yılında elektrik biliminin öncüsü  İrlandalı fizikçi Nicholas Joseph Callan hayatını kaybetti. İndüksiyon bobinini(1836) bilinenin aksine Heinrich Ruhmkorff’dan önce icat etmiştir.

18. 1853 yılında Alman-Amerikan gökbilimci John Martin Schaeberle dünyaya geldi. C/1880 G1, C/1881 N1  numaralı kuyruklu yıldızları keşfetmiştir.

19. 1832 yılında Thomas Hodgkin tarafından, lenf nodüllerinde tümöral büyüme biçiminde başlayarak gelişen bir hastalık tanımlandı(Hodking Lenfoma).

20. 1829 yılında Fransız hidrolik mühendisi Henri-Émile Bazin dünyaya geldi.Çalışmaları şöyledir:

  • Menfezler yoluyla dalga yayılımı ve akışkan akışını incelemiştir.
  • 1854 yılında, Fransız iç ticari seyrüseferinde önemli olan Canal de Bourgogne’yi geliştirdi ve projeyi kârlı hale getirdi.
  • 1867 yılında nehir taraması için pompa kullanma önerisiyle ilk emişli tarak makinelerinin inşasına vesile olmuştur.

21. 1778 yılında organizmaların cins ve türlerine göre isimlendirilmesi için tekdüze bir sistem olan biyolojik sınıflandırmayı ilk kuran İsveçli botanikçi ve araştırmacı, Carolus Linnaeus hayatını kaybetti.

22. 1698 yılında İngiliz mühendis Thomas Savery buharla çalışan, madendeki suyu dışarı atmak için kullanılan bir tulumba icat etti.

23. 1638 yılında anatomist ve jeolog Nicolaus Steno dünyaya geldi. Steno’nun ”Sabit Açılar Konumu Yasası” veya basitçe ”Steno Yasası” olarak tanımladığı ilkeler jeoloji biliminin temelini oluşturmuştur.

  • Bir dönem bir hastanede anatomi uzmanı olarak da çalışan Nicolas Steno, kasların kasılırken şekil değiştirdiğini ama hacimlerinin sabit kaldığını göstermek için geometriden yararlanmıştır.

Kaynakça:

8 Ocak

  1. 1838’de harflerin nokta ve kesik çizgilerle gösterildiği ilk telgraf mesajı ABD’de iletildi. Mesaj şöyle idi: “Sabırla bekleyen kaybeden biri değildir.
  2. 1642’de fizik ve astronomide önemli keşifler yapmak için bilimsel yöntemin yeni tekniklerini uygulayan İtalyan filozof Galileo Galilei hayatını kaybetti. Teleskobu keşfetmemiş olsa da mükemmelleştirmiş ve bunun sonucunda astronomiye birçok katkıda bulunmuştur:
  • Dünya merkezli değil Güneş merkezli sistemi savunmuştur.
  • Fizikteki çalışmalarının sonucunda klasik mekaniğin temellerini kurmuştur.
  • Eylemsizlik İlkesi’ni ortaya koymuştur.
  • Bir termometre yapmayı başaran ünlü bilim insanı, 1595’te başlayan çalışmaları sonucunda geometrik ve askeri bir pusula geliştirmeyi başarmıştır.
  • Mikroskop benzeri bir cihaz geliştirip böcekler üzerinde incelemeler yaptı.
  • Jüpiter’in uydularının belli bir düzenle döndüğünü tespit etti.
  1. 1952 yılında Amerikalı bir gökbilimci ve kuşbilimci Antonia Maury hayatını kaybetti. Yıldızların spektrumlarına göre özenle sınıflandırmasını yaptığı ve kuzey yarım kürede bulunan 681 yıldızı incelediği ayrıntılı çalışmaları Harvard College Gözlemevi Yıllıkları’nda yayınlanmıştır ancak gözlemevi müdürü Edward C. Pickering tarafından beğenilmemiştir. Çalışmaları Hertzsprung-Russell diyagramının oluşturulmasına katkı sağlamıştır.
  2. Nobel Kimya Ödüllü Amerikalı biyokimyager Melvin Ellis Calvin 1997 yılında hayatını kaybetti. Çalışmalarıyla:
  • Yeşil bitkilerde meydana gelen fotosentezin “karanlık reaksiyonlarını”nın gece boyunca karbon dioksiti şekere dönüştürdüğünü açıkladı.
  • Ekibiyle birlikte karbon-14 izotopunu karbondioksitteki bir izleyici olarak kullanarak karbon atomunu bir fotosentez sırasında atmosferik karbondioksit emiliminden karbonhidratlara ve diğer organik bileşiklere dahil olmak üzere bir bitki boyunca ilerledikçe izlediği rotayı belirledi.
  • Ekibiyle birlikte Güneş ışığının bir bitkideki karbondioksit üzerinde değil de klorofil moleküllerine etkili olduğunu kanıtladı.
  1. 2002 yılında Sovyet fizikçi Aleksandr Mihayloviç Pohorov hayatını kaybetmiştir. Lazerler ve maserlerle ilgili öncü araştırmaları ile tanınır. Bu konulardaki çalışmalarıyla 1964 yılında Charles Hard Townes ve Nikolay Basov ile birlikte Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştır.
  2. Güneş lekelerini ilk kez gözlemleyen Hollandalı astronom Johannes Fabricius 1587 yılında dünyaya gelmiştir.
  3. 1891 yılında Alman matematikçi, kimyacı ve fizikçi Walther Wilhelm Georg Bothe dünyaya gelmiştir. Bulduğu rastlantı yöntemi ve bununla yaptığı keşifler için Max Born ile birlikte 1954 Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştır.
  4. 1942 yılında Stephan Hawking dünyaya gelmiştir. Kendisi hakkındaki yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynakça:

  • todayinsci.com
  • Vikipedi

6 Ocak

  1. 1731 yılında Fransız kimyager, doktor, eczacı Étienne François Geoffroy hayatını kaybetti. En önemli yapıtı, Fransız Akademisi’ne 1718 ve 1720 yılları arasında sunduğu, kimyada kullanılan Kimyasal ilgi tablosu’dur.
  2. 1745 yılında sıcak hava balonunun mucitlerinden biri olan Fransız Jacques-Étienne Montgolfier dünyaya geldi.
  3. 1822 yılında Alman arkeolog Heinrich Schliemann, dünyaya geldi(ö. 1890). Antik kent Troya yakınlarında ünlü Priamos Hazinesi‘ni buldu.
  4. 1852 yılında Fransız mucit ve eğitimci Louis Braille hayatını kaybetti. Görme engelliler için dünya çapında okuma ve yazma için kullanılan körler alfabesi sistemini icat etti.
  5. 1884 yılında Avusturyalı doğa bilimci ve din adamı Gregor Mendel, hayatını kaybetti. Mendel Kalıtım Yasaları ile genetik biliminin temellerini attı. Mendel’in bulguları kısaca şöyledir:
  • Kalıtım yoluyla geçen her özellik bir gen tarafından belirlenir. Belirli bir özellikle ilgili farklı genler “allel” olarak adlandırılır.
  • Her birey, bitki veya hayvan; her özellik için birini annesinden ve birini babasından aldığı iki dizi gene sahiptir.
  • Genler, mutasyona uğramadığı sürece bir sonraki kuşağa olduğu gibi aktarılır. Her kuşağın özellikleri önceki kuşağın gen bileşimlerinin karışarak yeniden düzenlenmesi sonucu oluşur.
  • Gen allelleri baskın ya da çekinik olabilir. Bir özellikle ilgili iki baskın allel ya da tek baskın allel alan bireyde o baskın özellik ortaya çıkacaktır. Çekinik bir özelliğin ortaya çıkması için bireyin iki çekinik allel alması gerekir.

6. 1896 yılında  Türk pilot, mühendis ve girişimci Vecihi Hürkuş(ö. 1969) dünyaya geldi. Türk  havacılık tarihinin en önemli  isimlerinden biri olup Türkiye’nin ilk uçak tasarımcısı ve üreticisidir. Türkiye’nin ilk yerli uçağını üretti.

Vecihi Hürkuş; eski zamanlardan kalan tek kişilik bir uçağın önünde, pervanenin sağındaki kanada yaslanmış ve kameraya bakıyor.

Vecihi Hürkuş

7. 1915 yılında Britanyalı filozof, yazar ve karşılaştırmalı dinler uzmanı Alan Watts dünyaya geldi(ö.1973). Çoğu Uzakdoğu dinleri ve kültürü konusunda 25’i aşkın kitabı ve birçok makalesi bulunmaktadır.

8. 1918 yılında Alman matematikçi Georg Cantor, hayatını kaybetti. Kümeler kuramının kurucusudur. Bilime katkıları şöyledir:

  • Kümeler arasında birebir eşlemenin önemini ortaya koymuş, “sonsuz küme” kavramına matematiksel bir tanım getirmiştir.
  • Gerçel sayıların sonsuzluğunun doğal sayıların sonsuzluğundan ‘daha büyük’ olduğunu ispatlamıştır. 
  • Kardinal sayı ve ordinal sayı kavramlarını ortaya atmış ve bu sayıların aritmetiğini tanımlamıştır.

9. 1931 yılında Thomas Edison, son patent başvurusunu yaptı.

 

Kaynak; Vikipedi

5 Ocak

  1. 1889 yılında Alman fizikçi Martin Brendel, ilk kez auroraları fotoğrafladı. Bir asteroide, 761 Brendelia, adı verilerek yaşatılmaktadır.
  2. 2005 yılında başta 10. gezegenimiz sayılan Eris keşfedildi. Ulusal Astronomi Birliği’nin gezegen tanımına uymadığı için Plüton, Ceres, Haumea ve Makemake ile cüce gezegen sınıfına alındı.
  3. 1913 yılında Amerikalı gökbilimci Lewis A. Swift hayatını kaybetti. Birçok kuyruklu yıldız keşfettiği için ‘Comet Hunter’ (kuyruklu yıldız avcısı) olarak da bilinir.
  4. 1970 yılında Nobel Fizik Ödülü’nün yanı sıra birçok ödüle layık görülen Alman fizikçi Max Born hayatını kaybetti. Daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
  5. 1981 yılında Nobel Kimya Ödüllü ve dünyadaki en önemli bilim topluluklarının üyesi de olan Amerikan kimyacı Harold Clayton Urey hayatını kaybetmiştir. Daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
,

İlkel Atmosferden Bir Esinti: Harold Urey ve Miller-Urey Deneyi

Merhaba FST’nin değerli takipçileri, ben Beyza :). Bugün yazımda sizlere atom bombasının bulunmasında önemli bir rol oynayan ve Nobel Kimya ödülünü kazanan, önemli bir kimyager olan ve bugün ölüm yıldönümü olan Harold C. UREY’den bahsedeceğim.

Harold Clayton Urey, 28 Nisan 1893 tarihinde Walkerton, Indiana’da doğdu. Annesi Samuel Clayton, babası Cora Urey’dir. Babası hem öğretmen hem de papazdı. Ne yazık ki Urey henüz altı yaşındayken babası hayatını kaybetti. Ünlü kimyagerin annesi, babasının ölümü üzerine başka bir papazla hayatını birleştirdi.

Harold liseden mezun olduktan sonra, devlet okullarında 3 sene boyunca eğitmenlik yaptı. Bu süreçten sonra ise Montana Üniversitesi’nde Zooloji üzerine yüksek lisans eğitimine başladı. Buradan da mezun olduktan sonra 2 yılını kimya çalışmalarına ayırdı ve Montana Üniversitesi’ne kimya dalında çalışmak için geri döndü. 1921 yılında  Kaliforniya Üniversitesi’nde fiziksel kimya alanında, Profesör Lewis’in altında çalışmak üzere, doktora programına katıldı. 1923 yılında da doktora programını tamamladı. Sonraki yıllarda Profesör Niels Bohr’un Teorik Fizik Enstitüsü’nde çalıştı. Amerika’ya geri dönüşü, Johns Hopkins Üniversitesi’nin Kimya Bölümü’nde çalışmaya başlamasıyla oldu. 1929’da  Columbia Üniversitesi’ne atandı ve 1934 yılında profesör oldu. 1940-1945 yılları arasında Columbia Üniversitesi’nde savaş ve atomik bomba araştırmalarını yönetti. 1945 yılında nükleer araştırmalar yapmak üzere Enstitü’yü Chicago Üniversitesi’ne taşıdı. Profesör Urey’in önceki çalışmaları şöyledir: entropi, diatomik gazlar, atomik yapı problemleri, moleküllerin yapısı ve absorbsiyon(emme) spektrumu. 1931 yılında, sıvı hidrojenin kademeli damıtılmasıyla ağır hidrojen izotoplarının yoğunlaştırılmasını keşfetti. Bu keşif döteryum elementinin keşfine ve Nobel Kimya Ödülü‘nü almasına önderlik etti. 5 Ocak 1981’de hayata gözlerini yuman Urey’in önemli ve kesinlikle ilginizi çekebileceğini düşündüğüm bir  deneyi var, Urey-Miller Deneyi .

Urey-Miller deneyinin amacı, atmosferin ilk hallerinin şu anki haliyle aynı olup olmadığını görebilmektir. Deneyi Carl Sagan’ın ağzından dinleyelim, ”Protein ve nükleik asitlerin kullanılmadığı bu deneyde, daha ilkel safhaları düşünülüp ele alınabilmesi için başka gazlar kullanıldı. Peki ya deneyde oksijen kullanılsaydı ne olurdu? Eğer oksijen kullanılsaydı, deney başarısız olurdu. Bunun nedeni, oksijen günümüzde var olan bir element ve bu element, bitkiler yardımıyla oluşmakta. İlk oluşumda ise bitkiler henüz bulunmadığı için oksijeni de kullanmak doğru olmayacaktı. 4 milyar yıl önce Dünyamızda hidrojence zengin olan gazlar, uçup uzaya karışmıştır. Metan, amonyak, su buharı gibi gazlar bu yüzden kullanılmıştır. Başlangıç gazları toplandıktan sonra, ilkel Güneş’i taklit etmek için UV ışınımı verilebilirdi fakat onun yerine bu deneyde gazlar ilkel atmosferdeki gibi şimşeklerlerle kıvılcımlandırıldı. Deney uygulandıktan birkaç saat sonra, proteinlerin ve nükleik asitlerin yapıtaşları olan organik moleküllerce zengin bir pigment, reaksiyon kabının iç kısmında ilginç kahverengi izler oluşturdu. Bu yapıtaşları uygun koşullarda birleşerek, proteinleri ve nükleik asitleri yapmak üzere molekülleri oluştururlar. Bu nükleik asitler kendilerini de kopyalayabilmektedir. Ayrıca, bu deneyde kullanılan gazlar yalnızca Dünya’ya ait olmayıp tüm evrende bulunabilen gazlardır. Bu tür reaksiyonlar belki de meteorlardaki aminositleri ya da yıldızlararası boşluktaki organik materyali de açıklıyor. Bu tür kimyasal reaksiyonlar, Samanyolu Galaksisi’nde yer alan milyarlarca dünyada da gerçekleşmiş olabilir.”

Reaksiyon kabı ve kabın iç kısmında oluşan kahverengi izler.

Bu deney, kimyasal evrimin oluşumunu denemek üzere, dünyanın ilk zamanlarındaki koşullarına benzetilerek yapılan bir deneydi. Deneyin sonucu bize gösteriyor ki, günümüz koşulları Dünya’nın ilk zamanlarında varolduğu düşünülen koşullara hiç benzememektedir.

Bilime katmış olduğu bazı şeyleri kısaca özetleyecek olursak:

  • 1931 yılında, sıvı hidrojenin kademeli damıtılmasıyla ağır hidrojen izotoplarının yoğunlaştırılmasını keşfetti. Bu keşif döteryum elementinin keşfine önderlik etti.
  • E. W. Washburn ile birlikte, hidrojen izotoplarının ayrılması için elektrolitik bir metot geliştirdiler. Bunun özelliklerini, özellikle de hidrojen ve döteryumun buhar basıncını ve değişim reaksiyonlarının denge sabitlerini ayrıntılı bir şekilde araştırdılar.
  • Uranyum izotoplarının ayrılması üzerine de çalıştı.
  • Paleotermlerin ölçülmesi, gezegenin kökeninin araştırılması ve dünyanın kökenindeki kimyasal problemler üzerine araştırmalar yaptı.
  • “Atomlar, Moleküller ve Quanta” ve “Gezegenler” adlı kitaplarının yanı sıra birçok makale yayımlamıştır.

Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle, bilimle kalın! 🙂

Kaynakça; inovatifkimyadergisi.com, Wikipedia, “Yaşam Nasıl Başladı?” (Carl Sagan)

3 Ocak

  1. 1888 yılında Kaliforniya’daki Lick Gözlemevi‘nde hizmete giren 91 cm çapındaki (36 inch) yeni teleskop, dünyanın o güne kadarki en büyük teleskobu olma unvanını aldı. Şu an bünyesinde daha büyük ve daha küçük olmak üzere birçok teleskop barındırıyor. Bunlar:
  • Donald Shane Teleskobu 120-inch (3 metre)
  • Automated Planet Finder 94-inch (2.4 metre)
  • Anna L. Nickel 39-inch (1 metre)
  • Great Lick 36-inch (91 cm)
  • Crossley 35-inch (90 cm)
  • Katzman Automatic Imaging Teleskop (KAIT) 30-inch (76 cm)
  • Coudé Auxiliary Teleskobu 24-inch (60 cm)
  • Tauchmann 20-inch (50 cm)
  • Carnegie 20-inch (50 cm)

Ayrıca şu an dünyanın en büyük teleskobu 500 metre çapıyla Çin’de bulunan FAST isimli teleskoptur.

  1. 1989 yılında, daha sonra Devlet ödülü adını alacak Stalin ödülünü ilk alan kişi olan Rus matematikçi Sergey Lvoviç Sobolev hayatını kaybetti. Bilime katkıları:
  • Kısmi türevli diferansiyel denklemlerin önemli bir sınıfının çözümü için yeni bir yöntem getiren derin çalışmalar yayımladı. Bu yöntemler elastik ortamların titreşimlerini tasvir eden dalga denkleminin kapalı çözümlerini sağladı.
  • 1930’larda ortaya attığı Sobolev Fonksiyon Uzayları kısa zamanda fonksiyonel analizin tüm bir alanını oluşturdu
  • Sobolev’in genelleştirilmiş fonksiyon (distribution,generalized function) kavramı Fransız Schwartz ve Rus Gelfand‘ın katkılarıyla matematiğin merkez kavram ve alanlarından birini oluşturdu.
  • Ülkesinin doğusunda iyi eğitim kurumları oluşturulmasını ve araştırma faaliyetlerinin dengelenmesini sağlayanlardan biri oldu.
  1. Soğuk kış günlerinden birini yaşadığımız günlerden bir gün olan bugün Dünya’nın Güneş’e en yakın olduğu gündür. Bugün günlerden Günberi.
  2. Leonardo da Vinci bir uçma makinesini test etti fakat başarısız oldu.

Kaynak; Vikipedi

2 Ocak

  1. 1839’da fotoğrafın mucitlerinden biri olan Fransız fotoğrafçı Louis Daguerre, Ay’ın ilk fotoğrafını çekti ve 120 yıl sonra -1959’da-  SSCB tarafından Luna 1 adlı uzay aracı  fırlatıldı. Böylece Luna 1, Ay’ın sınırlarına ulaşarak Güneş’in yörüngesine girecek ilk uzay aracı olmuştur.
  2. 1822 yılında termodinamiğin kurucularından sayılan Alman fizikçi ve matematikçi Rudolf Clausius dünyaya geldi. Bilime katkıları şöyledir:
  • Sadi Carnot’un “Carnot Çevrimi” olarak bilinen ilkesini ısı teorisi olarak yeniden şekillendirmiştir.
  • 1850 yılında yayımlanan en önemli makalesi Mekanik Isı Teorisi Üzerine, termodinamiğin ikinci yasasındaki temel fikirlere açıklamalar getiriyordu.

1865 yılında bilimi entropi kavramıyla tanıştırdı.

4. 1920 yılında bilimkurgu yazarı ve biyokimyager Isaac Asimov dünyaya gelmiştir. Dewey Ondalık Sınıflandırma sistemindeki felsefe hariç tüm ana dallarda eserleri vardır. Birçok kitabı ve öyküsü bulunan Asimov’un birçok da ödülü bulunmaktadır. Robert A. Heinlein ve Arthur C. Clarke ile birlikte yaşadığı dönemde “üç büyük” bilimkurgu yazarından biri olarak kabul edilmiştir.

5. 1943 yılında Türk-Amerikan asıllı gökbilimci Janet Akyüz Mattei dünyaya gelmiştir. AAVSO (American Association of Variable Star Observers – Amerikan Değişken Yıldız Gözlemcileri Birliği)‘ya başkanlık yaptığı 30 yılı aşkın süre boyunca, amatör astronomlarca dünya genelinde yapılan gözlemlerin sonuçlarının toplanmasına, değerlendirilmesine, bilimselleştirilmesine ve tasnifine öncülük etti. AAVSO’yu aynı zamanda astronomi alanında uluslararası düzeyde en önde gelen eğitim kurumlarından biri haline getirdi. Birçok ödüle layık görülmüştür. Asteroid 11695 Mattei Janet Akyüz isimli asteroid, Mattei’nin şerefine isimlendirilmiştir.

6. 2005 yılında Amerikalı genetikçi ve hekim olan Maclyn McCarty hayatını kaybetmiştir. Bilime katkıları şöyledir:

  • Enfeksiyöz hastalık organizmaları üzerine çalışmıştır.
  • Genlerin kimyasal kısmınını protein değil DNA olduğunu gösteren keşfetmiştir.
  • Pnömokok bakterinin polisakkarit kapsülünü belirleyen gen üzerindeki çalışmaları sayesinde genetiğin kimya yoluyla araştırılmasının kapısı açılmıştır.

Kaynak: Vikipedi

1 Ocak

1. MÖ 45’te Jülyen takvimi ilk kez kullanılmaya başlandı. 16. yüzyıla kadar kullanıldıktan sonra yerini Gregoryen takvime bıraktı.

2. 180 yılında cüce gezegen Ceres, Giuseppe Piazzi tarafından keşfedildi.

3. 1925 yılında Amerikan astronom Edwin Hubble, Samanyolu dışında başka galaksiler keşfettiğini açıkladı.

4. 1960 yılında ilk meteorolojik uydu ‘Tiros’ Amerika Birleşik Devletleri tarafından fırlatıldı.

KAYNAKÇA: VİKİPEDİ