, , ,

3. Boğaziçi Evrim Günleri Nasıl Geçti?

Merhaba arkadaşlar, ben Merve. Bugün size yaklaşık bir ay önce yeni takım arkadaşları kazanmamızı sağlayan hatta bu sayede Radyo Boğaziçi’ne konuk olup burada FST’den bahsetme imkanı bulduğumuz 2 gün boyunca boğaza, denize ve sohbete doyduğumuz 3. Boğaziçi Evrim Günleri‘nin bizler için nasıl geçtiğinden bahsedeceğim.

Öncelikle sizlere bu etkinlik hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu yıl 3.sü gerçekleşen Boğaziçi Evrim Günleri, Boğaziçi Üniversitesi Bilim Kulübü ve Evrim Ağacı alt grubunun birlikte çalışması ile 2014 yılından beri her sene öğrencilere yönelik evrimsel biyoloji konferanslarının düzenlendiği geniş katılımlı bir etkinliktir. Etkinliğin amacı evrimsel biyoloji alanındaki son bulguların, Türkiye’nin alanında uzman akademisyenleri aracılığıyla, katılımcılarla doğru bir şekilde paylaşılmasını sağlamaktır. Bu yıl konuşmacılar arasında Cemal Ün, Seçkin Eroğlu, Sibel Küçükyıldırım, Hasan Bahçekapılı, Cihan Demirci Tansel, Ergi Deniz Özsoy Çağatay Tarhan gibi isimlerin yanı sıra mentorlarımızdan Cem Say ve Tevfik Uyar da vardı.

Bursa Gökyüzü Gözlem Şenliği’nden sonra yine hep birlikte Boğaziçi Evrim Günleri’ne katılmaya karar vermiştik fakat ufak bir problem vardı. Berfin hariç kimse kayıt olmamıştı! Sonra Berfin etkinlik koordinatörüyle aralarında geçen şu konuşmayı attı:

Berfin: Kayıtlar tekrar açılınca haber verir misin? Ekipten 5-7 kişi başvuracak da ağlıyorlar şu an.

Koordinatör: Tam olarak şu an mı ağlıyorlar? O zaman hazır olsunlar açıyorum.

Hepimiz havalara uçtuk ve hemen formu doldurup kayıt olduk. Tam 14 kişiydik arkadaşlar! Bursa, İstanbul, Ankara, Eskişehir, Afyon, Konya ve Antalya‘dan gelenler olmak üzere tam 14 kişi!

1 Aralık gecesi herkes yola çıkmıştı. Fakat birçoğumuz şehir içi ulaşımı bilmiyordu, sonra ortaya bir kahraman çıktı: Yiğit! Yiğit İTÜ’de okuyor ve İstanbul’da yaşıyordu. Herkes “Seni yormak istemeyiz…” naraları atarken Yiğit, “Yeter artık hepinizi alıyorum ve şikayet duymak istemiyorum.” diyerek tüm kontrolü ele aldı ve bizi büyük bir yükten kurtardı(Sonra metroda kaybolduk ve sunumlara geç kaldık.). Nihayet 2 Ocak sabahı Boğaziçi Üniversitesi’nde buluştuk ve kocaman sarıldık :’). Bu arada bir sürprizle karşılaşmıştık, yurdundan Antakya’ya diye çıkan Aylin sabah karşımızdaydı! Daha sonra konuşmalara katıldık ve yemek arası için dışarı çıktık. Bu arada yanımızda iki yeni takım arkadaşı daha vardı: Barış Can ve Doğukan. Aradan sonra tekrar konuşmalara katılmak için kampüse döndük. Molalarda ise dışarı çıkıp konuşmacılarla sohbet etmeye çalışıyorduk. Ekipten birkaç kişi Tevfik Uyar’la diğerleri ise Cem Say ile konuşuyordu. Tüm konuşmalar bittikten sonra Cem Say “Ekibi toplayın da çimlerde bir çay içelim.” deyince yine sevinçten havalara uçtuk! Boğaziçi Üniversitesi çimlerinde bilim hakkında sohbet ederken şöyle de bir hatıra fotoğrafı çektirmeyi unutmadık.

Belirttiğim isimlerle hep birlikte yuvarlak oluşturarak çimlerde oturuyoruz, herkesin önünde beyaz karton bardaklarda çay var ve öğrencilerin sırtlarında/yanlarında çantaları var. Barış tekerlekli sandalyesine oturuyor. Herkes kameraya karşı gülümseyerek poz vermiş.

Arka tarafta soldan sağa sırasıyla koordinatörlerden bir arkadaş, Berfin, Tevfik Hoca’nın arkadaşı, Tevfik Uyar, Cem Say, koordinatörlerden bir arkadaş, Barış’ın babası, Barış, İrem. Ön tarafta sırasıyla Merve (ben), Esra, Samet, Aylin, Can, Umut, Barış Can.

Çıkışta ise hep birlikte yemek yiyip dağıldık. Şehir dışından geldiğimiz için kalacak yerimiz bile yoktu(Evet bu yaşandı.). Sonra birkaç arkadaş Yiğit’in, birkaç arkadaş da Gülbiriz’in misafiri olmak üzere yola çıktık. En son Gülbiriz’in annesinin yemeklerle doldurduğu masada uyukladığımı hatırlıyorum. 3 ay önce tanıştığım insanın evinde kalıp yine 3 ay önce tanıştığım insanlarla aynı odada uyumuştum. Evet, FST ruhu! Ertesi sabah tekrar kampüse gittik. Radyo Boğaziçi’nde programı olan Doğukan, “Yayına katılıp FST’yi anlatmak ister misiniz?” şeklinde bir teklif sunmuştu. Aylin ve Can bu iş için gönüllü oldu ve o gün Radyo Boğaziçi’ne konuk olduk.

Tüm konuşmalar bittikten sonra çok yorulmuştuk. Çıkışta aramızdan ayrılan ve aramıza katılan toplam 16 kişiyle İTÜ’ye gitmeye karar verdik. Tek bir sorun vardı. Bu kadar kişi aynı anda nasıl girecekti? Gizlice girdik, evet bunu yaptık. Hatta sonra görevliler bizi durdurdu ama sorun çıkmadan halledildi. Bu arada sürprizler bitmiyordu, o gün ‘Full Moon(Süper Ay)’ vardı ve başlıyordu. Sonra İTÜ MED çimlerinde hep birlikte Süper Ay’ı izledik. En sonunda bir yere oturduk ve sonsuz FST sohbetlerinden birini yapmaya başladık, o kadar sonsuzdu ki gitmemiz gereken otobüs saatini kaçırdık. Ama en güzel yanı masada tanımadığın o kadar insan varken ortak bir sohbet konusu bulup koyu bir sohbete dalabilmekti :). Berk bize akıl soruları sordu, motivasyon konuşması yaptı ve daha sonra Berfin’le İTÜ’deki YGA ofisine gitti. Biz de bu sırada Berfin’in doğum günü için hazırlık yapmaya başladık. Bize yardım teklifi eden görevlilerden biri “Doğum gününüz kutlu olsun hanımefendi.” diye konuşmaya girerken diğeri de arkadan pastayı getirdi. Neye uğradığını şaşıran Berfin kemiklerimiz kırılana kadar her birimize sarıldı. Bu gece de böyle bitti ve olmayan otobüsümüz için yola çıktık…

Evet arkadaşlar, sözün özü şu ki: Birlik olunca sorunlar aşılıyor. Öyle ki bunlar sorun değil; her biri çok değerli anı olarak kalıyor. Burada kendinize birlikte yürüyeceğiniz takım arkadaşı, dost, mentor veya siz ne olarak adlandırıyorsanız tam olarak o değerli insanları bulabiliyorsunuz.

FST çok güzel, gelsenize :).

, ,

2017 NASA SpaceApps Challange Nasıl Geçti?

 Herkese merhaba! Ben Mustafa Fikret. Uzun zamandır sizin gibi bilimsever insanlarla tanışmak istiyordum, o gün bugünmüş.

Ben, 2 yıl önce kurulmuş olan küçük bir WhatsApp grubu gibi görünse de içinde kocaman yürekler ve hayaller barındıran Future Science Team ekibindenim. Ayrıca TFR Robotics adlı robotik ve yazılım ekibinin de kurucusuyum. Bugün sizlere FST ve TFR ekibi ile beraber katıldığımız 2017 NASA SpaceApps Challange – ODTÜ hakkında bilgi vermek istiyorum.

Nisan 2017’de katıldığımız bu yarışma bir hackathon idi. Tüm dünyada aynı anda başlayan yarışma 48 saat sürüyor ve herkesin, Nasa’nın verdiği konu başlıklı sorunlara bu 48 saat içinde bir çözüm bulması gerekiyor. Her yıl düzenlenen bu hackathona en az üç kişi ile katılabiliyorsunuz. Biz yarışmaya aşağıdaki karma ekip ile katıldık:

TFR ekibinden;

Mustafa Fikret Uğur(yani ben); Gömülü Entegre Sistemler Yazılımcısı
Sarp Gökdağ; Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi üzerine sorumlu kişi
Murat Batuhan Günaydın; Havacılık ve aerodinamik mühendisi
Mücahit Çalışkan; Havacılık ve aerodinamik mühendisi

FST Ekibinden;

Aylin Açıkgöz; FST’nin olmazsa olmaz fedaisi, iş geliştirici ve TFR Robotics Halkla İlişkiler Departman Başkanımız
Baha Erkam Tabak; Teknoloji sever, iş geliştirici ve bilime aşık bir FST’li

Yarışma Ankara Next Level AVM‘de yapılacaktı, bu yüzden Sarp İstanbul’dan ben ise Denizli’den yarışma günü Ankara’ya geldik. Yarışmaya Ankara’da ODTÜ Genç Girişimciler Topluluğu, İstanbul’da ise Koç Üniversitesi ev sahipliği yapıyordu. Yarışmanın ilk saatlerinde takımlar için ayrılmış masalara kurulduk(5 bilgisayar tek bir masaya ne kadar sığabildiysek…). Sonrasında 1-2 saatlik yoğun bir düşünme aşamasına geçtik. Sanırım çözüm bulmak sorun bulmaktan daha kolaydı, çünkü herhangi bir konuda bir sürü çözüm üretebiliyorken gerçekten insanlara sorun olan bir problemi bulmak çok ciddi ve zor bir işti. Bir sürü konu başlığı arasından NASA’nın araştırma uçuşları için yaşadığı problemlere bir çözüm bulmaya karar verdik. Karar verme ve sonrasında nasıl çözüm bulacağımız faslına geçene kadar saatin çoktan 17.00 olduğunu fark ettik(Yarışma 10 gibi başlamıştı.). Çokça vakit geçmişti ama ne demişler, “Bir işin yüzde doksan dokuzu o işin nasıl yapılacağını düşünmek, yüzde biri ise yapmaktır.”.

Daha sonra ekipçe akşam yemeğine çıktık. Yemekten sonra ise hemen aşağı inip sonunda çalışmalara başlayabilmiştik. Tabii 48 saat boyunca uyuyamayacağımızı bildiğimiz için önceden masaya doldurabildiğimiz kadar enerji içeceği ve kahve doldurmuştuk. Allah’tan enerji içecekleri bedavaydı, ki sanırım 48 saatte 6 tane içerek kendi rekorumu kırmıştım 🙂 (Deneyenlerin mesuliyetini kabul etmiyorum!). Bu süreç içerisinde herkes kendi işine birden odaklanmıştı, ekip olma ruhu buydu sanırım. Çalışmaları anlatmadan önce, sorun ve soruna nasıl çözüm bulduğumuz hakkındaki notları sizlerle paylaşmak istiyorum;

Big Data, geçmişten beri elde edilen veriler sayesinde insansız hava aracımız içerisinde “Makine Öğrenmesi ve Yapay Zeka Programları” kullandık. Hava aracımızın etrafında bulunan objelerin saptanması ve gerekli analizlerin yapılabilmesi için görüntü işleme metodunu kullandık, bu sayede bilimsel araştırma esnasında gerçek zamanlı olarak geliştirdiğimiz yeni algoritma formatları ile birlikte uzay programlarında kullanılacak sensörlerin risklerini azalttık. Aerodinamik yapısı sayesinde uçağımız, kanat bölümünde hava şartlarına bağlı olarak şekil değiştirebilmektedir. Bu sayede uçağımız, bulunduğu her ortama adapte olabilir. Bu durum havayolları şirketleri için yolcu ve uçuş deneyimi sağlarken, bilimsel araştırma alanlarında da yüksek düzeyde veri optimizasyonu sağlamaktadır. Hedefimiz gelecek havacılık sektörünü, insansız hava araçlarının kendi kendine öğrenmesiyle değiştirmektir!

Yarışma tamamen open source yani açık kaynak olarak yapıldığı için yazdığımız tüm kodlara, çizimlere ve videolara bu linkten ulaşıp inceleyebilirsiniz.

Herkes kendi işinin başına koyulmuştu. Ben uçaklar için radar yazılımı yapıyor, Sarp görüntü işleme kodu yazıyor; Mücahit ve Batuhan da uçakların CAD çizimlerini yapıyordu. Bu arada Aylin ve Baha ise bize yarışma sonunda gerekli olacak çok ciddi araştırmalar içindeydi. Ben radarı tamamladıktan sonra Baha ve Sarp da görüntü işleme yazılımlarını yapmıştı. Tabii ki elimizde CAD çizimlerini basabileceğimiz 3D yazıcılar bulunmadığı için yazılımları yaptığımız kağıt uçaklar ile deniyorduk. Bu gibi olumsuzluklara rağmen başarılı olmuştuk, yazılımlar kusursuz çalışıyordu. Tüm bunlar bittiğinde saat sabahın 5’iydi! Aylin, yurda dönmesi gerektiği için akşamdan ODTÜ’ye geçmişti. Sabah erkenden tekrar AVM’ye geldiğinde 15 dakikalığına da olsa hepimizi uyuyakalmışken gördü. Aylin bizi uyandırdıktan sonra hemen çalışmalara devam ettik, Mücahit Abi hâlâ bilgisayarına gömülmüş, pür dikkat çizim yapıyordu. Biz ise bu sırada ODTÜ’den ve birçok farklı alandan uzmanlar ile istişareler yapıyorduk. Yazılımları bitirdikten sonra, Aylin’le birlikte yarışmanın jürilerine sunmak üzere bir sunum hazırlamaya başladık. Yarışmanın sonunda ekiplerin üçer dakikalık sunum süreleri oluyor ve projelerini bu süre içerisinde anlatmak durumundalar. Aylin ve Baha mentörlerin verdiği sunumlara katılıp bize özet geçmişlerdi, biz bu süre içerisinde kafalarımızı bilgisayardan kaldıramıyorduk ne yazık ki. Bundan dolayı Aylin ve Baha’ya teşekkür ediyorum. Ekipteki tek bir kişi bile olmasa bu denli başarılı işler çıkaramazdık. Ben TFR Robotics ve FST ekibinin dünden bugüne tüm üyelerine teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Hepimiz birbirimizi tamamlıyoruz desem yeridir. Eğer hızlı ilerlemek istiyorsan yalnız başına ilerle ama daha ileri gitmek istiyorsan ekibin ile git. Bu yüzden bilimseverler; yol arkadaşlarınıza güvenin, onları sevin ve saygı duyun. Bu hepimizi yüceltecektir.

Yarışmanın sonlarına doğru yaklaşmıştık. Ekipler sıra sıra sahneye çıkıyor ve projelerini sunuyordu. Üç dakikalık sunum süresini titiz bir şekilde kullanamayan ekipler üzücü bir şekilde sahneden iniyorlardı. Sıra bize geldiğinde ben ve Sarp sahnede konuşurken, Aylin ve Baha ise bilgisayarın başında sunumu kontrol ediyorlardı. Sunumumuzu güzel bir şekilde yapıp süreden yarım saniye artırmıştık bile! Herkes gibi bizim de kendimize güvenimiz tamdı. Birinci olacağımızı düşünsek de ne yazık ki jüri üyelerinin projelere ticari ürün gözüyle bakması nedeni ile beklediğimiz hedefe ulaşamadık. Bu durum bizi biraz üzse de biliyoruz ki bu gibi yarışmalar bizler için büyük bir tecrübe. Hem diğer takımları izleyerek hem de mentorlardan aldığımız tavsiyelerle vizyonumuzu genişletiyor ve olaylara bakış açımızı değiştirme şansı elde ediyoruz.

Yarışmadan sonra ben, Baha ve Aylin ODTÜ’ye gittik. 48 saati aşan uykusuzluk ve yorgunluğun üzerine en son hatırladığım şey devrim çimlerinde uyuyakalmamdı.

Umarım FST gibi ruhu bilim ve teknoloji ile yanıp tutuşan sizler, 2018 yılı için birçok ekip çıkaracak ve birçok başarılara imza atacaksınız.

Bilimle ve sağlıcakla kalın!