, ,

2. Asteroit Madenciliği ve Meteor Bilimi Çalıştayı Nasıl Geçti?

2. Asteroit Madenciği ve Meteor Çalıştayı afişi önünde FST üyeleri var. Afiş mavi ve üzerinde yıldızlar, gezegenler var. Önündeki FST üyeleri kol kola girmiş biçimde gülümsüyorlar.

Merhaba arkadaşlar, ben FST’nin yeni üyelerinden Elif. Bu yazıda size Ege Üniversitesi 2. Asteroit Madenciliği ve Meteor Bilimi Çalıştayı’nda geçen iki günümüzü anlatacağım. Keyifli okumalar!

Yağmurlu bir havanın da verdiği psikolojiyle sabah uyanmak hepimizin için zor oldu. Çalıştay 9’da başlıyordu ve biz sıcacık yataklarımızdan Güneş doğmadan çıkmak zorundaydık. Bornova’ya giden uzun yolun ardından nihayet üniversiteye varmayı başardık ve çalıştaya hepimiz zamanında yetiştik. FST ekibi olarak toplamda beş kişiydik ve içimizde topluluğumuzu iyi bir şekilde temsil edip oradaki önemli insanlarla kaynaşma arzusu taşıyorduk. NASA’dan gelen Dr. Micheal E. Zolensky ilk hedefimizdi. İlk konuşma onundu ve yanına gidip onunla tanışmak istedik. O kadar tatlı bir insandı ki grup üyemiz Muhammet fotoğraf ve imza ile kalmayıp Bay Zolensky’ye sarılmıştı bile. Ne yalan söyleyeyim çok kıskandım!

Kürsü yanında, kırmızı konferans salonunda Dr. Micheal ve yanındaki 5 FST üyesi kol kola gülümseyerek poz veriyorlar. Dr. Micheal’ın mavi ve turunculardan oluşan hoş bir kravatı var. :)

Dr. Micheal E. Zolensky ve FST üyeleri. Soldan sağa; Süleyman, Muhammet, Dr. Micheal, Elif, Burak ve Can.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından EÜ rektörü Prof. Dr. Necdat Budak ve ardından Dr. Ozan Ünsalan açılış konuşmalarını yaptılar. Sunumlar başladı. İlk sunum Dr. Micheal E. Zolensky’nindi. Oldukça odaklanmış bir biçimde kendisini dinliyorduk. Hatta çok fazla odaklanıyorduk çünkü adam İngilizce konuşuyordu. Mükemmel şeylerden bahsediyordu. NASA’nın 2 projesini bize akıcı İngilizcesiyle güzelce anlattı. Fakat biz güzelce anlayamadık. Yine de genel hatlarıyla anladığımız için sunum bitiminde kendisini gururla alkışladık. Sunum esnasında araya sıkıştırdığı asteroit üzerinde çikolata esprisini beş kişi olarak hep hatırlayacağız. Bazı söylediklerini anladığımıza dair hoş bir tepki ve anı oluştu. Bay Zolensky’ye İngilizce soru soran muhtemelen 5. Sınıf öğrencisi çocuğu da FST olarak unutmayacağız.

Bay Zolensky’nin arkasından mentorumuz Dr. Umut Yıldız, Skype ile İzmir’e bağlandı ve 15 dakikalık kısa bir süre içerisinde bize 5 uzay misyonundan bahsetti. Bir uzay aracı asteroit üzerine nasıl inip örnek alır, ondan dinlemek oldukça keyifliydi. Amerika’da saat gece 12 olmasına rağmen bizi fazlasıyla bilgilendirdiği için kendisine teşekkür ediyoruz.

3. sırada Doç. Dr. Lokman Kuzu vardı. Kendisi bize TÜBİTAK Uzay’ın çalışmalarından bahsetti. Ülkemizin hangi çalışmalara yatırım yapmakta olduğunu, gelecekteki plan ve bütçelerini aktardı. Türkiye, haberleşme ve görüntüleme üzerine yoğunlaşırken asteroit madenciliğine henüz mesafeli görünüyor. Umuyoruz ki kısa zamanda çeşitli proje ve bütçeler TÜBİTAK bünyesine girer.

Yoğun bir 3 saatin ardından bir öğle yemeğini hak etmiştik. Bir yandan konuşmacılarla tanışma fırsatı arıyorken bir yandan da midemiz çaresizce gurulduyordu. Yemek yemeye çıktık ve gayet tok, mutlu midelerle geri döndük. Girişte kahve ve TÜBİTAK için ayrılmış masalar vardı. Kahvelerimizi aldık ve TÜBİTAK masasını incelemeye başladık. Polipropilen adındaki termoplastik polimerden yapılmış birkaç materyal oldukça ilginç görünüyordu. Yanında çeşitli maketler ve 3D yazıcı vardı. Alabildiğimiz kadar bilgiyi oradan da alıp konferans salonuna tekrar girdik. Artık atmosfere alışmıştık. İçerde yaşlı, bilgili, genç ve meraklı insanlar vardı. Bu ülke apayrı ve bulunmaz bir potansiyel taşıyor gerçekten. 4. sunum sırası çalıştayı düzenleyen değerli Doç. Dr. Ozan Ünsalan hocamızdaydı ve sunumunu -Bay Zolensky’a özel biraz da- İngilizce olarak bizlere aktardı. Ülkemizde nerelerde hangi asteroitler var ve kaç yaşındalar, bunlardan bahsetti. Turgut isimli  meteoridin Konya’da olması beni şaşırttı çünkü Konyalı olmama rağmen bunu hiç duymamıştım.

Bu eğlenceli sunumun ardından memleketimin topraklarında gözüm hep yerlerde meteorit arıyor olacak.

Sıradaki sunumu Dr. Sadık Murat Yüksel, TÜBİTAK Uzay hakkında yaptı. TÜBİTAK’ta uzay konusu hakkında (mühendis, bilim insanı vs.) açığın çok fazla olduğu ve aslında ülkemizde uzayvari konularda işsiz kalmanın neredeyse olanaksız olduğundan bahsetti. ‘İyi bir yere gelmek için o işi iyi yapmak lazımdır, harici durumlarda her yerde işsiz kalınır’ felsefesini ekipçe benimsedik.

Sıradaki konuk Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan’dı. İTÜ’de olan hocamız o kadar fazla yerde aktif ki… Çoğunu hatırlayıp buraya yazamıyorum bile. Uydulardan, maliyetlerden ve gelişen teknolojiden ilerleyen sunum içeriğiyle ve profesyonelliğiyle ekibimizin kafasında ”Acaba mentorumuz olur mu?” sorusunu uyandırdı. Sunumun devamında küp uydulardan, fırlatmadan ve özellikle yeni uydumuz Türksat 6A’dan bahsetti. Ayrıca ASELSAN ile birlikte yapılan çok özellikli küp uydu yakında semalarımızda olacak! Sunumun sonunda sorular sorulmaya başlandı. Uzay çöpleriyle ilgili bir soru sormak istiyordum fakat o kadar heyecanlandım ki… Neyse ki sordum ve sorumun cevabı sevindiriciydi. Ülkeler uzay çöpleri için önlem almışlar ve uzayı da sandığımız kadar kirletmiyorlarmış. Çöp sınırlarımızın dünya ile sınırlı kalması iyi elbette (şimdiye kadar olan uydu atıkları dışında).

Ülke için sevindirici olan haber kendi ürettiğimiz şeylerin aslında hiç de az olmadığı, ah bi de fırlatma rampamız olsa… İşte o zaman müthiş olurdu.

Prof. Aslan’ın sunumu sonrası kahve molası verildi. Kendisinin yanına gidip FST hakkında konuştuk. Bize yardımcı olabileceğini söyledi. Mentorumuz da olabileceğini söyledi! Bir insan daha kazandık sevgili arkadaşlar, gün geçtikçe büyüyoruz! Harika değil mi? ☺

Kahve molası hızlı geçti ve tekrar sunumlar başladı. Sıra Prof Dr. Fuat İnce’ye gelmişti. Bize dünyaya çarpabilecek meteorlarla ilgili bilgiler verip alınabilecek önlemlerden bahsetti. Önlemler arasında asteroide füze fırlatarak (eğer çapı 100 m.den küçükse) yörüngesinden saptırmak vardı. Bu yönteme “Ya asteroit dağılırsa?” benzeri birçok soru geldi fakat işin aslı parçalamak değil yalnızca itmekti. Eğer bize çarpma olasılığı olan asteroit gerçekten büyükse (çapı 100 m den büyük) ona bir hidrojen ya da atom bombası atabilirdik. Ama bu olay dünyadan çok uzakta gerçekleşeceği için bize sıçraması yine ayrı bir olasılık olurdu. ‘Bu dünyada geçiciyiz’ mesajının ardından korkan bizler şu an hiçbir tehlikenin olmadığını öğrenip rahatladık.

Sıradaki konuşmacımız Yrd.Doç.Dr. Mehmet Yeşiltaş idi ve bize asteroit madenciliği ve bulanan taşlar üzerinde yaptığı kızılötesi ve raman spektroskopi incelemelerinden bahsetti. Karmaşık çalışmaları olmasına rağmen bunları Türkiye’de devam ettirmesi ve elbette ettirebilecek kaynağa sahip olması diğer hocalarımız tarafından mutlulukla karşılandı. Bizi aydınlattığı için kendisine teşekkür ederiz.

Dokuzuncu konuşmacı Prof.Dr. Osman Demircan bize ilginç bir bilgi verdi. Dünya’da keşfedilen meteoritlerin %70’i Antarktika bölgesinde bulunuyormuş, sebebi ise oldukça basit. Sunumuna birkaç asteroit hikayesiyle başlayan Demircan ilerleyen süreçte Antartika’nın öneminden bahsetti. Dünya ülkelerinin tonlarca araştırma yaptığı bu yer meteorit toplamak için de çok elverişliydi, çünkü beyazdı. Buzlarla kaplıydı, ve meteoritler genellikle siyah yahut koyu renkli oluyorlardı. Dünya üzerinde birim alana eşit sayıda meteorit düşerken Antartika’da onları buzulların altından görmek oldukça kolay oluyordu. Senede 400-1000 adet taş toplanıyordu. Bu gerçekten büyük bir sayı! Bize bununla ilgili bir projesinin olabileceğinden bahsetti. Umuyoruz ki projesini hayata geçirip ülkemiz için yüzlerce taş toplar.

Sıradaki konuk ise bir arkeologtu ve o kadar akademiysen arasındaki tek öğrenciydi: Altay Bayatlı. Sunumunda bize Osmanlı arşivlerinden bulduğu meteorit ile ilgili belgeleri aktardı. Kendisi sunum boyunca Osmanlıca’dan Türkçe’ye çeviri yaparak bizleri aydınlattı.

Üç konuşmacı kalmıştı. Herkes yorulmuştu. Ertesi gün katılmayacak konuşmacıların uçaklarını kaçırmaları ihtimali ile ara verilmedi ve biraz daha hukuksal konulara yelken açıldı. Sunumlarda Avukat Nazlı Can, Ay Anlaşması’na; Doç. Dr. Leyla Ateş, Lüksemburg ve Teşvik Liderliğine; Dr. Merve Erdem ise Uzay Madenciliğinde Hukuksal Düzenleme konularına değindiler. Bilimsel konuların toplumsal yansımalarına da böylece değinmiş olduk.

Gün bitmişti artık. Herkes yorgun ve bir o kadar da mutluydu. Evlerimize dönmek için sabırsızlanıyorduk.

Ertesi gün yapacak çok işimiz vardı!

Yine erkenden uyanıp ekiple aynı noktalarda buluştuk. Bu gün açık oturum günüydü ve akılda kalan sorular sorulacaktı. Sabah kahvesinden sonra oturum başladı. Bilim insanları yerlerine oturdu ve konu üzerine bilgi alışverişleri tüm hızıyla devam etti. Salonda sorusu olan birçok insan vardı. Süre bitimine kadar herkesin soruları alınamamıştı bile. Programın sonuna doğru iyice artan sorular, program sonrasına bırakıldı ve alkışlarla iki günlük harika çalıştayın sonuna gelmiş olduk. Toplu bir fotoğraf çekindik. Önemli insanlarla aynı karede bulunmak iyi hissettiriyor gerçekten. Anın tadını çıkarmaya çalışan bizler hocalar ile son kez konuştuk ve öğle yemeğinin yolunu tuttuk.

mavi bir masaüstüsünün üstünde yüzeyi mat ve engebeli olan orta boy bir meteorit örneği duruyor.

Meteorit Örneği

Ege üniversitesi’nden çıkmak istemiyorduk. Astronomi bölümünü ve Fizik bölümünü gezdik. Gözlemevi için randevu almaya çalıştık. Ardından Can Abi bize Tabiat Tarihi Müzesini gezdirmek istedi. İçeride fosiller, taşlar, iki başlı bir yılan ve kocaman bir mamut heykeli bulunuyordu. Tam anlamıyla mükemmel bir yerdi. Hatta dinozor iskeleti bile vardı! FST ekibiyle bir hoca eşliğinde oraya tekrar gitmeyi planlıyoruz. İçerideki harika dünyayı herkes görmeli!

Bunun yanında evrim adına maketler de vardı. Müze her daldan oldukça zengin görünüyordu. Etkinliğimizi en kısa sürede ayarlamaya çalışacağız!

Müzeden çıktıktan sonra Ege Üniversitesi’nde biraz daha tur atıp vedalaştık ve evlerimize döndük.

Bu iki gün burada olmaktan gerçekten çok mutluyduk. Gördük ki bilimin değdiği yerde hoşgörü ve sevgi var. Yardımsever ve nazik bilim insanları elimizden tuttuğu sürece biz de hayal kurmaya devam edeceğiz. Bütün hocalarımıza ve emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz. Hem yaşatılan tecrübe hem de edinilen yeni bakış açıları adına, her yerde bulunabilecek kaynaklar değillerdi. Umarım başka zaman daha büyük bir FST grubu ile katılım sağlarız.

Hoşça ve bilimle kalın arkadaşlar! ☺

Elif Önal

Katılımcılar:

  • Burak Çolak
  • Elif Önal
  • Muhammet Akay
  • Rahmi Can Yüksel
  • Süleyman Kibar
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir