Düşünmek Nedir, Felsefe Nedir? – Eric Rose

Siyah bir arkaplan önünde Sokrates heykeli var. Sokrates gökyüzüne bakıyor, elleri arkadan zincirlenmiş.

Merhaba sevgili FST okurları ben Eric Rose.

Buradaki temel amacım, kendi bölümüm olan Bilim Felsefesi ve yer yer Bilim Tarihi üzerine yazılar yayımlayarak sizlere faydalı olmaya çalışmak. İleriye dönük düşünceleriniz dahilinde her türlü soruyu sitemiz üzerinden veya kişisel olarak bana ulaşarak sorabilir, sorularınız üzerine yazılara ağırlık verebiliriz.

Temel yazı dizime başlarken böyle bir başlık seçmenin bir felsefeci olarak bana büyük yükümlülük getireceğinin farkındayım. Ancak ısrarlı bir okuyucu olmak istiyorsanız, bir felsefecinin iddialı girişleri arkasından yatan sonucu görmek istemelisiniz. Bizler çoğu zaman nerede olduğumuzu, nereye ait olduğumuzu ve hatta kim olduğumuzu soran birkaç hayalperest olarak görünürüz. Yine de hayalperestliğimiz bu soruyu sormamıza neden oldu; Düşünmek nedir? Herkes tarafından bilindiği kabul edilen bu soru oldukça geniş bir alan sağlamaktadır.

Düşünmenin ne demek olduğunu ‘’düşünmüş’’ olabilirsiniz. Düşünmeyi biliyor olmayı önemsemek bir yana düşünmenin açık seçik olarak doğumumuzdan beri bizimle olduğunu ve tarafımızca bilindiğini söyleyebilirsiniz. Ancak size şunu söyleyebilirim: Sizin gibi düşünen Rene Descartes’in yanılgısı şu an açık şekilde felsefe tarihinde yerini almaktadır. Bizler düşünmenin ne olduğunu bildiğimizi sanardık ama artık o kadar da emin sayılmayız. Düşünmeyi anlatmaya çalışırken yapmak istediğim en önemli ayrım, düşünmenin felsefe olmadığıdır. Ancak düşünme kavramı üzerine düşünme bir felsefi girişimdir.

Felsefe ve bilime dair temel öneriler sunmadan önce Türkiye’de temel düzeyde felsefenin ne olduğu hakkında bir akıl yürütmenin gerekliliğini fark ettim. Çoğu zaman felsefenin büyülü dünyasıyla küçük yaşlarda karşılaşırız. Ben de onlardan biriyim. İlk felsefi eserimi bir not uğruna eğitimim tarafından verilen ödevle tanıdım. Sokrates’in büyülü dünyasında olduğum o anlarda onun öğrencileriyle diyalogları ve ölüme karşı yürekli karşılaşmasını okumuş ve her sözün şiirsel kapalılığından etkilenmiştim. Yaptığım ilk felsefi sunum bu nedenleydi. Ancak onu okumak aynı zamanda felsefe yapmak kadar zordur da.

Bu yazıda temel amaç, felsefenin ne olduğu ve felsefe okumalarının nasıl yapılması gerektiği göstermektir. Soru sormak, nesne kadar soru soranın kendi üzerine bir girişimidir de. Biz bunu kabaca yıldızlı bir gökyüzüyle tanıştığımız ve ‘’onlar da nedir öyle? ‘’ diye sorduğumuz anda başladık. Duyu organlarıyla farkına vardığımız ancak en önemli yetimiz olan dokunmadan mahrum kaldığımız sorularda tek aracımız düşünmekti. Düşünmeyi bırakarak felsefeye geçmekse gökyüzüne baktığımızda oradaki ‘’şeylere’’ yıldız diyebilmektir. Bir bebekken algıladığımız her şeyin bizim için bir anlamı olduğunu söyleyebilirim. Ancak onları kavramlaştırdıkça, yani onları tek tek tanıyıp kendi bağlantıları arasında anlamlar verdikçe her algının bizim için bir anlamı olmasının ne demek olduğunu düşünmeye başladık. Tüm felsefe buydu işte. ‘‘Bunun anlamı nedir?’’ sorusuna cevaplar yaratmaktı. Bir kalemi oldukça kolay şekilde tanırız: Genellikle tahtadan veya plastikten yapılan, içinde ise genellikle grafit veya mürekkep barındıran, yüzeye sürülünce 2 boyutlu iz bırakan şeydir. Ancak ‘’kalem’’ kavramı konusunda hiç de o kadar emin olamazsınız. Bu özelliklere sahip şey aynı zamanda ‘’pencil’’ ve ‘’das Stift’’ kelimeleriyle türeyen kavramlarla da denktir. Bu kalem kavramını yanılgısız şekilde diğerlerinden ayırarak kullanmamızın tek nedeni onu kavramlar örgüsüne sokmamız ve ortamımıza göre tanımlamamızdır. Yani felsefe yapmamızdır.

Felsefe şu basit sıralamayı takip eder: Algılamak, Soru sormak, Kavramlaştırmak, Tanımlamak. Peki, bir filozofun etkisine kapılarak başladığımız bu yolda felsefeyi nasıl okumalıyız? Felsefe okurken felsefi tartışmalar yapmayı da öğreneceksiniz. Felsefe okumayı kamçılayan da budur. Felsefe okumak yalnızca başka insanların düşündüklerini öğrenme meselesi değil, aynı zamanda felsefeci olarak düşünmeyi de öğrenmektir. Ciddi bir felsefe okuması, filozofların ne söylediklerini ve söylediklerinin bağlamını bilmek demektir. Felsefeci olarak felsefenin geçmişini incelediğimiz zaman bir kuru tozlu düşünce müzesini ziyaret etmeyiz. Onu inceleriz.

Örneğin bir felsefe eğitiminde olduğunuzu düşünün. 17. Yüzyıl filozofu Rene Descartes üzerine bir ders alırsanız olasılıkla onun kuşkuculukla ve kesin olarak ‘’bilebileceklerimizle’’ ilgili düşünceleriyle yakından ilgilenmeniz beklenecektir. Olasılıkla ünlü Cogito Ergo Sum (Düşünüyorum Öyleyse Varım) söyleminin, düşüncelere sahip olmanın var olmayı kanıtladığı fikrini de inceleyeceksiniz. Onun entelektüel ve tarihsel bağlamıyla ilgili olguları ya da yaşamının başlıca olaylarını öğrenmek için öğrenmeyeceksiniz. Tarihsel ve biyolojik arka planını incelemek, Rene Descartes’in felsefeye ne iletmeye çalıştığını, ne tür düşüncelere tepki gösterdiğini, onun için geçerli olan baskın kalıpları anlamanıza yardım edecektir. Descartes’in bu yanları, bağlamı ve yazma üslubu üzerinde durarak bugünkü birçok felsefi tartışmanın çıkış noktalarını kavramanızı ve Descartes gibi düşünmenizi sağlayacaktır.

Ancak Descartes gibi düşünmek onun gibi felsefe yapmak demek değildir. Asıl ayrım tam da budur. Bir felsefe kitabı okuyorsanız bir filozof eğitimi görüyorsunuz demektir. Bu da sorgulamanız, soruların cevaplarını bulamadığınızda bundan yılmamak demektir.

Felsefeye başlamak dört temel aktiviteye girişmektir.

  1. Aktif olarak araştırmak
  2. Aktif olarak dinlemek
  3. Aktif olarak tartışmak
  4. Aktif olarak yazmak

Pasif değil aktif araştırmaya, dinlemeye, tartışmaya ve yazmaya vurguya dikkat edin. Çünkü felsefe için başkaları tarafından öğrenmeniz değil, kendiniz öğrenmeniz gerekir. Pek çok faaliyette olduğu gibi felsefede de hazırı almak kolaydır. Başka insanların söylediklerini ezberlemek, onları sunmak, gerçekten felsefe yapmadan yalnızca konuşmak ve yazmak sizi kitlelerde yapılan felsefe tanımının içine sokacaktır. Toplum bir konuda haklıdır. Böyle pasif felsefe eylemi içine sıkışan biri oldukça sıradandır. Felsefe yaparak bu tanımı aşın ve sorgusuz şekilde bu tanımları kabul etmeyin. Görüşlerinin desteklerini sorgulayın, soruşturun ve belki de meydan okuyun.

Şunu rahatlıkla size söyleyebilirim: Eğer hayatımda herhangi bir şey yaptıysam bunun nedeni felsefenin benim bunu yapabilmemi olanaklı kılmasındandır. Felsefeye ‘’felsefe nedir?’’ sorusunu sorabilmemdendir. Bunu bilimsel disiplinleri takip ederken de uygulayın. Bilimi hayatınıza alırken felsefeyi de almak tüm kalıplarını, iletişimsel kavramlarını ve bize anlattıklarını anlamamızı sağlar. Bu nedenle bilimsel disiplinleri felsefeleriyle takip etmek, bilimi anlamak ve tanıtmak kadar onun felsefesini de sunmanızı sağlayacaktır. Unutmayın, felsefeyi öğrenmek felsefi tartışmalara hazırlanmaktır. Bilimsel disiplinleri felsefeyle görmekse bilimi felsefeyle tartışmaktır.

Sevgi ve bilimle kalın.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir