, ,

Frederick Sanger’ın Bilim Hayatı

Görselde Frederick Sanger'in elinde toplarla molekül modelleri yapmış ve onlara bakarkenki fotoğrafını görüyoruz. Saçları beyazlamış ve yüzü de yaşlılığını belli edecek şekilde kırışmış ama yüzündeki sevimli gülümsemesiyle ve gözlerindeki sade büyükçe gözlüğüyle çok içten görünüyor

Merhaba sevgili FST Blog okurları ben Algı Demirbaş. Bu yazımda sizlere bilim dünyasına çok büyük katkısı olduğunu düşündüğüm Frederick Sanger‘in kim olduğundan bahsedeceğim.

Bu insanın çalışmasının önemini tam olarak anlamak için bilmemiz gereken küçük şeylerle başlamak istiyorum yazıma. Mesela “sekanslama” nedir?

Sekanslama kısaca; bir DNA zincirinde bulunan dört bazın sırasını belirlemek için kullanılan bir metot veya teknolojidir. 1975 yılına kadar bu olay zor ve zahmetliydi fakat 1975 yılında Sanger ve arkadaşları “Sanger yöntemi“ni geliştirerek daha kolay ve daha güvenilir şekilde sekanslama yöntemini sağladılar. Peki Frederick Sanger nasıl başladı bu hikayeye?

İlk büyük başarısı proteinlerin yapısını (özellikle insülinin yapısını incelemiştir) inceleyen teknikler üzerinedir. Bu çalışmayla 1958 yılında Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmıştır. Bunun ardından DNA üzerinde çalışmalar yaparak bir virüsün genom dizisini ortaya çıkarmıştır ve böylelikle de nükleik asitlerdeki bazların dizilimlerinin belirlenmesine katkıda bulunduğu için 1980 yılında Walter Gilbert ile birlikte yine aynı alanda Nobel ödülü kazanmıştır. (İki kez Nobel ödülü alan 4 kişiden birisidir). 

Sanger’in analiz yöntemine biraz değinecek olursak:

Dideoksi ya da zincir sonlanması reaksiyonları olarak da bilinir ve DNA Polimeraz enzimi tarafından zincir oluşumunu sonlandıran di deoksinükleotitlerin eklenmesi yöntemine dayanır. Bu yöntem için; tek iplikli kalıp DNA’ya, Dntp’lere, ddNTP, DNA polimeraz ve serbest OH grubu içeren primere ihtiyaç vardır. Bu yöntem genetik bozukluklara yol açan DNA baz değişimlerinin belirlenmesi, topluma özgü gen polimorfizlerinin bulunması, mikrobiyal hastalıklara neden olan mikroorganizmaların saptanması ve benzeri birçok çalışmada kullanılabilmektedir.

Ben de aslında genetik dünyasında bahsettiğim önemli etkiyi yaratan bu insanın hayatını biraz gözden geçirmek istiyorum siz sevgili blog okurları için.

Frederick Sanger, 13 Ağustos 1918 yılında İngiltere’de doğdu. Babası doktor olduğundan kendisinin de tıp alanında uzmanlaşacağı düşünüldü fakat bunun yerine büyürken doğaya ve bilime ilgi duymaya başlayan Sanger, Cambridge Üniversitesi’nde Biyokimya bölümü okumaya başladı. Bu dönemde araştırmacı bilim insanı olmaya karar vermişti. 1939 yılında burada lisans eğitimini tamamladıktan sonra doktora için Cambridge Üniversitesi’nde kalmış ve Albert Neuberger ile birlikte amino asit metabolizması üzerine çalışmıştır. Doktora çalışmasından sonra ise çalışmalarını insülin molekülünün üzerindeki serbest amino gruplarının kimliğinin belirlenmesi üzerine yoğunlaştırdı. Sanger bu çalışmada, amino asitleri sıralamanın yollarını bulmuştur böylece bir protein dizisi elde eden ilk kişi olmuştur! Ayrıca proteinlerin moleküler olarak dizildiğini ve bu proteinleri yapan genlerin ve DNA’nın bir düzen ve diziye sahip olması gerektiğini kanıtlamıştır. Sanger bu çalışmasıyla ilk kez Nobel ödülüne layık görülmüştür.

1951 yılına gelindiğinde Sanger, Cambridge Üniversitesi Tubbi Araştırma Konseyi’nin bir üyesiydi. 1962 yılında Tıbbi Araştırma Konseyi ile birlikte Francis Crick, John Kendrew, Aaron Klug ve birkaç kişinin daha DNA ile ilgili bir sorun üzerine çalıştıkları Moleküler Biyoloji Labaratuarına taşındı. DNA dizileme probleminin çözümü, kendisinin protein dizilemesinde yaptığı çalışmaların doğal bir uzantısıydı. Sanger ilk başta daha küçük olduğu için RNA’yı dizilemeye çalıştı sonunda bu DNA üzerinde uygulanabilecek tekniklere ve nihayetinde de günümüzde dizileme reaksiyolarında en çok kullanılan dideoksi yöntemine taban hazırladı. Paul Berg ve Walter Gilbert ile paylaştığı ikinci Nobel’ini bu çalışmayla kazandı. 1983’de emekli olan Sanger zamanının çoğunu bahçesiyle uğraşarak ve karısı Margeret Joan ile geçirdi.

1992 yılında Wellcome Trust ve Tubbi Araştırma Konseyi, genom üzerine bir araştırma merkezi olarak Sanfer Centre’ı kurdu. Bu mmerkez İnsan Genom Projesi’nin merkezlerinden biriydi ve hala diğer organizmaların dizilemeriyle çalışmakta olan aktif bir merkezdir.

Sanger 2013 yılında 95 yaşındayken hayatını kaybetti. Bilim dünyasına yaptığı katkılar için kendisine minnetarız.

 

 

Kaynakça:

  • www.niftytest.com
  •  www.bilimvetekno.com
  •  tr.wikipedia.org
  • www.slideshare.net
  • yunus.hacettepe.edu.tr
  • www.sentromer.com
  • www.dnaftb.org
  • www.genetikdunyasi.com
  • www.kimdirhayatibiyografisi.com
  • www.kimyahaberleri.com
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir