,

Mini Astronomi Öğretmen Semineri Nasıl Geçti?

Etkinlik afişi

Herkese merhabalar, ben İzmir FST ekibinden Mert, bu hafta sizlere 6 Ocak’ta İzmir’de gerçekleşen ve çok değerli insanların sunum yaptığı “Bir Yıldız, Bir Gezegen, Bir Uydu” isimli seminerden bahsedeceğim.

Etkinlik FENÖDER‘in(Fen Öğretmenleri Derneği) desteğiyle Bahçeşehir Koleji’nde gerçekleşti. Bu etkinliğin türevleri Türkiye’nin birçok ilinde öğretmenlerde temel astronomi bilgisi oluşturmak için yapılıyor ve yoğun ilgi üzerine İzmir içinde Mini AÖS adıyla yapılmaya başlandı.

Etkinliğin gerçekleştiği yeri bulmak benim için kolay olmadı, hatta yolda kayboldum diyebilirim fakat etkinlik başlamadan oraya varmayı başardım. Etkinlik alanının sınırına girer girmez saygıdeğer hocalar Prof. Dr. Zeynel Tunca, Prof. Dr. Serdar Evren ve Kubilay Akdemir gözüme çarptı ve kısa bir süre sonra ilk konuşma başladı.

“Güneş ve Güneş Sistemi” – Prof. Dr. Serdar EVREN

Sayın Serdar Hocamız etkinliğin sohbet havasında geçmesini istediğini belirtip konuşmasına başladı. Kendisinden uzun zamandır bir şeyler dinlemiyordum ve ne yalan söyleyeyim, özlemişim. İlk önce birkaç genel bilgi verdi ve ardından bizim için devasa bir hayat kaynağı olan Güneş’in bazı yıldızların yanında ne kadar küçük kaldığını gösteren bir görselle konuşmasına devam etti. İnsanların Güneş’i anlama çabalarını ve hayatlarına bir şekilde takvimlerle, mitlerle dahil ettiğini açıkladı. Daha sonra Güneş’in diferansiyel dönüşü, lekeleri ve Güneş’te gerçekleşen tepkimeler hakkındaki bilgileri bizlere aktardı. Dünya ve Yer’in farkını bilmiyordum, sayesinde öğrenmiş oldum; Yer, Jüpiter, Satürn, Mars gibi bir gezegen anlamında; Dünya, buradaki tüm canlı cansız her şeyi kapsayan ekosistem anlamındaymış. Kullandığı dosyaya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ardından Güneş gözlemi yapıldı.

Bir teleskobun önünde bir grup insan Güneş gözlemi yapıyor.

Serdar Hocanın sunumunda bahsettiği gibi Güneş’te hiçbir leke yoktu.

“Güneş, Yer ve Ay Etkileşimleri” – Prof. Dr. Zeynel TUNCA

Zeynel Hoca konuşmasına gökyüzü gözlemlerinin en verimli nerede yapılabileceğine değinerek başladı. Salonda TUG’a giden insanların olup olmadığını sordu ve büyük bir mutlulukla el kaldırdım, “seni biliyoruz” diye bir tepki aldım, mükemmeldi. Takımyıldızların bu güne kadar oluşum süreçleri üstünde duruldu ve izleyicilere yıldızlardan oluşan minik bir Rorschach Testi yaptı. Hareketin üzerinde bir süre duruldu, daha sonra ise coğrafya derslerinden hatırladığımız konular olan Dünya’nın günlük hareketi, yıllık hareketi gibi konulardan bahsedildi. Hocamız konuşmasının sonunda astrolojinin saçmalığına değindi ve konuşmasının bu kısmını “Biraz fizik.” diyerek gönül rahatlığıyla özetleyebiliriz.

“Yer ve Ay” – Prof. Dr Serdar EVREN

Tekrar Serdar Hoca, bu sefer Dünya’mızın büyüklüğünü anlattı ve Dünya’mızın neden mavi olduğu konusunda bizleri aydınlattı. Bunun sebebi mavinin ışık kırılması sonucunda daha çok saçılmasıymış. Atmosferimizin evrimi ve yanardağlardan bahsedildi; konuşmanın bu bölümü astronomiden daha çok jeolojiyi kapsıyordu. Gezegenleri nasıl gördüğümüz ve onların kendi yıldızlarından gelen ışığı yansıtma yüzdeleri verildi(Dünyamız için bu oran %30). Ekinoks ve gün sürelerinin her geçen yıl değiştiğinden bahsedildi. Sevgili uydumuz Ay gittikçe bizden uzaklaştığından dolayı 1 milyar yıl sonra Dünya’dan tam Güneş tutulması izlemenin mümkün olmadığı belirtildi.

“Tutulmaların Toplumlar Üzerine Etkileri” – Kubilay AKDEMİR

Kubilay Hoca sunumunu yapıyor, arkadasındaki tahtada tutulma avcıları logosu var.

Kubilay Akdemir sunumunu yaparken

İlk önce Kubilay Akdemir ve Tutulma Avcısı projesini özetlemek gerekirse: Dünya’nın çeşitli bölgelerinden gözükecek tutulmaları bulup o bölgeye giderek tutulmayı fotoğraflamak. Bunu neden yaptığını tutulmayı yaşarken hissetiği duygularla açıklıyor bizlere, “Bir bilimkurgu filminin içerisinde gibisiniz, güzel bir öğle vakti ve yavaşça güneş kayboluyor,  ardından yıldızlar çıkıyor.”.

Tutulmalara karşı olan tarihsel saygıdan ve inanışlardan bahsetti: Çin’de mutlak otorite olan bir kralın Güneş’i doğurup batırdığına inanılır ve bir gün Güneş tam gökyüzünün ortasındayken Güneş batar. İnsanlar kralın gücünü sorgulamaya başlar ve tutulmayı kraldan daha güçlü olan ejderha ile açıklarlar. Belirli dönemlerde insanlar ejderhaya olan saygılarını göstermek için çeşitli gösteriler yapar. Tutulmayı Ejder’in Güneş’i yemesi olarak görmüşler. Bir başka inanış ise İstanbul’un fethi sırasında bir tutulma gerçekleşmesi ve Osmanlı’nın bu olayın uğur olduğuna inanması, Bizans’ın tam tersi bir uğursuzluk olarak görmesi. En iyi örneklerden bir diğeri de Thales’in tutulma tarihini bilip bitmek bilmeyen bir savaşın sona ermesini sağlaması ve bunun sonucunda karşılıklı barışın sağlanmasıdır.

Kubilay Akdemir Çin’e bir tutulmayı gözlemek için gidişini anlatı. İnsanların tutulmalar için özel müzikler, ibadetler yapmasından bahsetti. İnsanların tutulmayı çekeceği için ona gösterdiği ilgiden bahsetti. Kulağa mükemmel geliyor değil mi? Fakat tutulma olmadan önce yağmurun başladığını ve tutulmayı çekemediğinizi düşününün. Bu onun başına geldi. Fakat yılmadı ve tutulma avlamaya devam etti. Yıllardır iç savaştan çıkmayan Sri Lanka’da gözlenecek bir tutulma vardı ve oraya gidecekti. Ülkede bir kaos ortamı var ve karşılıklı iki gruptan birsinin liderinin canlı yayında kafası kesilmiş, hem de sizin gelişinizden 1 hafta önce. Kendisinin orada çok sık denetimlere uğradığından bahsediyor(eliyle işaret ettiği bölgeye mayın taraması yapılması ve niceleri) ve askeri birliklerle bir şekilde gözlem yapma hazırlıklarına başlıyor. Kendisinin yanına ülkenin genel kurmay başkanı dahi geliyor ve “ejderha güneşi yemeye başladığında” savaş duruyor. İnsanlar gökyüzüne büyük bir hayretle bakıyor. Gerçekten bu hikayeleri dinlerken insanın tüyleri ürperiyor.

Söz dönüp dolaşıyor ve tutulmadan kısa bir süre sonra olan büyük acımız Marmara depremine geliyor. Kubilay Abi yanlış bilgi ve inanmanın farklarından bahsediyor. Bir insan bir konuyu yanlış bildiği taktirde değiştirebilir fakat inandığı taktirde sorgulama durur. Bu olay depremden sonra hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen olayları tutulmaya bağlayan, aynı müteahhidin yaptığı evlerin neden yıkıldığını sorgulamayan, onlarca yılda bir gerçekleşen bir tutulma olduğunda farlarını açıp “bundan ne anlıyorsunuz” diyen insanlar doğuruyor.

Kendisi tüm bu tutulmayı izleme serüveninin zorluğunun bu işi güzel yaptığından bahsediyor. Gelecekte 1 saat içinde tutulma olan yere gidip gelmemizin bütün olayı yok edeceğinden bahsediyor. Yakın bir süre içerisinde İzmir’den ayrılacak ve yeni bir tutulma avlayacak. Umarım bu süreç istediği gibi gider. Böyle bir işle uğraşıp bizim gibi genç ufukları aydınlattığın için kendisine sonsuz teşekkür ediyorum.

Konuşmacılar çiçeklerle poz veriyor.

Zeynel Tunca, Kubilay Akdemir, Serdar Evren.

Etkinlikte emeği geçen saygıdeğer konuşmacılara, salonu temin eden Bahçeşehir Koleji’ne ve düzenleyen FENÖDER’e FST adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Daha Fazlası İçin;

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir