Sözcüklerin Rengini Görmek: Sinestezi Nedir?

Karmaşık, renk cümbüşü içeren sürreal bir resim.

Merhaba sevgili okurlar, ben Mert. FST çatısı altında düzenli bir şekilde yazılar yazıp size en iyi şekilde sunmaya çalışacağım. Bugün sizlere oldukça ilgimi çeken ve sizinle paylaşmak istediğim bir konudan bahsedeceğim: sinestezi.

Güzel geçen bir gününüzde keyfinize keyif katmak için müzik dinlemek istediniz ve eğlenceli bir çalma listesi açtınız ya da yeni bir kitap okuma kararı aldınız. Her şey çok güzel, peki müziğinizi dinlerken gözleriniz bir renk akışı görüyor mu? Kitabın siyah beyaz sayfaları arasında parlayan renkli kelimeler görüyor musunuz? Annenizin yaptığı kahvaltının kokusu sizin kulaklarınızda Smoke On The Water olarak çınlıyor mu? Büyük bir olasılıkla hayır, fakat sinestetik insanlar hayatı böyle algılıyor.

Sinestezi kelimesi Yunanca syn “birlikte” (biyoloji derslerinden hatırladığınız sinaps sözcüğü ile aynı köke sahip) ve aisthesis “algı, duyum” kelimlelerinin birleşmesi sonucu “synaesthesia” olmuştur. Basit bir anlatımla renkleri duyup sesleri koklayabilen, şekillerin tatlarını bilenler de diyebiliriz.

İki çeşidi bulunmakta: Doğuştan gelen ve nedeni bilinmeyen ya da sonradan gelen. Genellikle sonradan gelen sinestezi başka hastalıkların belirtisi oluyor. Örnek vermek gerekirse, epilepsi hastalarında bu şekilde duyular arası geçişler gözlenebiliyor. Doğuştan gelenin ise sebebinin ne olduğu tam bilinmemekle beraber ortalama 25.000 kişinin birinde gözüküyor. Bildiğimiz kadarıyla sinesteziye yatkın bir insan tipi yok fakat kadınlarda daha fazla görülmesi bu durumun X kromozonları üzerinde taşınma ihtimalini akla getiriyor. Bugüne kadar babadan kıza, anneden kıza, anneden oğula geçtiği gözlenirken babadan oğula geçtiği gözlenmemiş. Ayrıca çeşitli kimyasalların kullanımı (LSD vb.) veya kafaya alacağınız bir darbe kısa süreli sinestezi geçirmenize sebep olabilir.

Sinestezi konusu ilk kez ünlü liberal filozof John Locke ele almıştır ve uzun yıllar boyunca ondan başka bu konuyu kaleme alan birisi olmamıştır. Bunun sebebi konunun özel bir konu olması ve konuyla ilgili bilimsel bir inceleme yapılamamasıdır. Nörolog Dr. Richard E. Cytowic’in“Duyuların Birliği” ve “Şekilleri Tatmış Adam” kitaplarıyla birlikte bu konuya olan ilgi tekrar artmıştır.

Sürreal çalışılmış, karmaşık, aşırı sembolik bir resim.

Wassily Kandinsky/ Composition, VII, 1913

Sinestetik insanların matematik yeteneği diğer insanlara göre daha kötü oluyor fakat bunun karşılığında inanılmaz bir hayal gücüne sahip oluyorlar. Biliyoruz ki sanat tarihi, sinestezinin verdiği ilhamla parlayan onlarca yıldız isim içeriyor. Bunlardan birisi ünlü şair Arthur Rimbaud. Kendisi okuduğu kitaplarda görüğü renklerden bahseder, dolayısıyla şiir dünyasında sembolizmin en iyi temsilcilerinden birisi olmasına şaşırmamalı. Diğer sanatılardan da ünlü roman yazarı Vladimir Nabokov, klasik müzik bestecisi Scribain ve ressam Kandisky‘i örnek verebiliriz.

Sanatsal kabiliyetler dışında sinestetik olmanın başka avantajları da var:  Sayıları beyinlerine kaydettikleri için bizim görmekte zorlandığımız detayları kolayca fark edebiliyorlar, ayrıca görme engelli bir sinestetiğin günleri renklerle özleştirip hayatını kolaylaştırdığını iddia ettiği bir gerçektir.

Normal insanların ve sinesteziye sahip olan insanların sayıları nasıl gördüğünü gösteren bir şema

Normal bir insan bu farkı zorlukla görürken sinesteziye sahip birisi böyle görmektedir

Tüm bu farklılıklara rağmen sinestezi bir hastalık olarak değil doğanın bize sunduğu bir hediye olarak görülmektedir.

Bilimle kalın.

Kaynaklar

  • TUBITAK Bilim ve Teknik Dergisi Psikoloji Mayıs 2007 Sayısı
  • Wikipedia
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir