, ,

Sokratik Yöntem: Astro Dilbilim

Merhabalar! Biz Ayşenur ve Emirhan, bugün iki liseli bilim sever olarak Astro-dilbilim alanından
kısaca bahsetmek istiyoruz.
Biraz da olsa filmlere meraklı biriyseniz Astrodilbilim’i ilk olarak Geliş (Özgün adı: Arrival) filminde duymuş olabilirsiniz. Kısaca filmi şöyle anlayabiliriz: Ordu dilbilimcisi Dr. Louise Banks’in hikayesini anlatıyor.
Birden çok uzay gemisi dünyaya iniş yapınca dünya adeta sarsılır. Amaçlarının ne olduğu bilinmeyen uzaylılarla iletişim kurmanın yolları aranmaya başlar. Uzaylılarla iletişim kurması için ordu dilbilimcisi Dr. Louise Banks çağrılır. Doktora yardımcı olması için de fizikçi Ian Donnelly seçilir. İkilinin artık en
önemli görevi uzaylıların barışçıl mı yoksa istilacı mı olduğunu
belirleyebilmektir.
Önde kırmızı bir cisim,arkaplan gri-beyaz bulutumsu ile kaplı.En arkada püsküllü bir cisim daire çizmekte. Onun önünde de püsküllü cisme bakan bir kız var ve bize göre arkası dönük.

Arrival filminden bir sahne.

Henüz resmiyette kurulmuş bir alan olmaması ile birlikte bu alanı, Leiden Üniversitesi’nde bir gökbilimci ve matematikçi olan Alexander Ollongren şöyle tanımlıyor: “akla dayalı yıldızlararası iletişim için, linguistik (dilbilimsel) sistem içerisinde bir modeldir.’’
Peki, yıldızlararası bir iletişim sistemi fikri nasıl ortaya çıktı?
Lingua Cosmica fikri ilk olarak Hans Freundenthal tarafından 20 Yüzyılın ortalarında ortaya atılmıştır. Yıldızlararası radyo yayınlarında kullanılmak üzere, olası herhangi bir dünya dışı yaşam formu tarafından anlaşılabilen bir dildir.
Freudenthal, böyle bir dilin, söz dizimi veya dilin biçimleriyle tanınmayan varlıklar tarafından kolayca anlaşılması gerektiğini düşünmüştür. Lincos, tüm insan bilgisi yelpazesini kapsayacak şekilde tasarlanmıştır. Fakat 2013 yılına
kadar Alexander Ollengren’in Astrolinguistics: Design of a Linguistic System for Interstellar Communication Based on Logic kitabına kadar hiç kimse bu konu hakkında bir bilgi üretiminde bulunmamıştır. Ollengren bu kitabında
bizlere Hans Freundenthal’ın ortaya attığı fikrin geliştirilmesi ile ilgili kapsamlı bir çalışma sunmuştur.
Evet, uzaylılar kelimesi size şu anda biraz saçma geliyor olabilir. Çünkü şimdiye kadar hiç böyle bir şeyle karşılaşmadık. Ama bizim sistemimiz gibi milyarlarca sistemin, galaksinin, galaksi kümelerinin olduğu bir evrende sadece bizim olmamız sizce de biraz garip değil mi? Sadece biz de olabiliriz ama ihtimallerin çoğunluğu yalnız olmadığımız yönünde.
İşte Astro-dilbilim burada devreye giriyor. Bu ismi yeni duymuşsanız bu gayet normal. Çünkü henüz maalesef o kadar aktif bir alan değil ama ileride bize yol göstereceğe benziyor. Buna yeni geliştirilmekte olan bir yazı sistemi diyebiliriz.

Bunun için bir filmden daha yardım alabiliriz sanırım 🙂 . Mesaj (Özgün adı: Contact)  filmini duymuşsunuzdur. Onu da şöyle açıklayalım:

Yerçekimsiz bir ortamda açık tenli kızılımsı saçlı ve üzerinde astronot kıyafeti olan bir kadın uzay gemisinde süzülüyor. Sağ eli havada sol elinde ise bir fener var. Çevresi gri temalı.

Contact filminden bir sahne. 

Çocukluğundan gelen merakla dünya dışı varlıklara inanan Dr. Eleanor Arroway, bu tutkusunu çocuk yaşta kaybettiği babasının da yardımıyla bir mesleğe dönüştürür. Dr. Arroway dünya dışı varlıkları araştıran bir ekipte önemli bir gökbilimcidir. Asla umudunu kaybetmez, sürekli çalışır ve sonunda dünya dışı varlıklardan ilk mesajını alır. Bunun üzerine mesajı çözümlemelere başlar. Yeri geldiğinde kimse ona inanmasa da o bunu başaracaktır. Filmde verilmek istenen durum ise şu şekilde: “İçinde yaşadığımız evren oldukça büyük bir yer. Eğer burada yaşayan sadece biz olsaydık, bu çok büyük bir alan israfı olurdu.” Bu filmde de Astro-dilbilimin izlerine rastlayabilirsiniz. Star Trek’den tanıdığımız Nyota Uhura karakterinin de dilbilim, kriptografi ve filoloji konusunda uzmanlaşmış bir çevirmen ve iletişim görevlisi olduğunu eklemeden geçmek istemiyorum.
‘’Bu tarz bir alan temel amacı ele alındığında pek pratik bir alan gibi görünmüyor; ancak ideal bilimlerde ilerleme sağlamak için önemli sayılabilecek sorulara cevap vermeye çalıştığı kesin.’’ diye ekliyor bu alan ile ilgili araştırmalar yapan İhsan Onur Yiğit.
Sonuç olarak, gelişmeye ve üzerinde araştırmalar yeni yeni yapılmaya başlayan
bu alanın nerelere varacağını hep birlikte göreceğiz.
Ayşenur ALTAY & Emirhan KARAHASAN
1 cevap
  1. İhsan Onur Yiğit
    İhsan Onur Yiğit says:

    Merhaba arkadaşlar, böyle bir yazı hazırladığınızdan haberim yoktu, çok mutlu oldum gördüğümde. Burası harika bir platforma benziyor, yakışır size. Yazıyı bir çırpıda okudum, kaleminize de bayıldım. Bu hevesinizi devam ettirmeniz dileğiyle, kucak dolusu sevgiler.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir